0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma
İnsan, değer verdiği kişi tarafından
aptal yerine konduğunu anladığı anda,
kandırılmaktan daha çok utanır;
kalbini bu kadar ucuza emanet ettiği için...
Mesele yalan değil yalnızca,
asıl yara, doğru sandığın bir bakışın
içinden koca bir hiç çıkmasıdır.
Birinin seni kandırması değil,
senin ona inanırken kendinden eksilmesi.
Ben sana yalnızca kalbimi vermedim,
içimde kimseye açmadığım kapıları açtım.
Yıllarca koruduğum ne varsa
bir tek sana dokunur diye sakladım.
Sen ise kıymet sandığım şeyleri
ellerinde buruşturup çöpe atar gibi
bir kenara bıraktın.
Şimdi dönüp kendime bakıyorum da,
en çok sana değil, kendime kırgınım.
Nasıl oldu da bir çift söze
bunca hakikati sığdırabildim?
Nasıl oldu da gözlerindeki gölgeyi
gönlümün aydınlığı sandım?
İnsan yanılınca susuyor önce,
çünkü hakikat ağır geliyor.
Bir zamanlar uğruna savunduğu kişiyi
kendi içinde yargılamak zorunda kalıyor.
Ve en acısı da şu oluyor:
Kendi kalbinin şahitliğinde
kendi saflığından utanıyor.
Sana verdiğim değer büyüttü seni sanmıştım,
küçülen benmişim.
Senin yanında kendimi eksiltmişim,
her defasında biraz daha susmuşum.
Bir tebessümünü huzur,
bir sözünü hakikat,
bir dönüşünü sadakat sanmışım.
Oysa sadakat,
insanın yanında yokken de
onun hakkını gözetebilmektir.
Değer vermek,
karşındakinin kalbini
canın istediğinde açıp kapatacağın
bir kapı sanmamaktır.
Sen bunu bilmedin.
Ben ise geç öğrendim.
Hani kırgınlıkların sesi çıkmaz;
insanın içine çöker ya,
orayı yıllarca terk etmez.
Bir gün ansızın hatırlarsın
ve dersin ki:
“Ben buna nasıl inanmışım?”
İşte insanı asıl yıkan
o cümledir.
Çünkü kandırıldığını kabul etmek kolaydır;
ama kendi kalbinin
yanlış adrese teslim edildiğini anlamak
çok daha ağırdır.
Ben sana güvenmiştim.
Öyle sıradan bir güven değildi bu;
yaralarımı gösterirken
yenilerini açmayacağına inanmıştım.
En savunmasız hâlimle durmuş,
“Beni burada incitmez.” demiştim.
Sen ise
tam da sakladığım yerden vurdun.
Ben senden giderken
aslında senden değil,
sana inanan hâlimden ayrıldım.
Bir zamanlar seni kaybetmekten korkardım,
şimdi kendimi yeniden kaybetmemekten
korkuyorum.
Aradaki farkı görüyor musun?
Eskiden seni kaybetmek
bir felaket gibi gelirdi.
Şimdi ise
kendimi sana yeniden teslim etmek
asıl felaket olurdu.
Demek ki insan
her kaybedişinde biraz da
kendisini buluyormuş.
Ben seni gözümde büyütürken
kendimi küçültmüşüm.
Sana kusur aramamak için
kendi yaralarımı görmezden gelmişim.
Sana mazeret bulurken
kendime haksızlık etmişim.
Ben seni affeder miyim,
bunu zaman bilir.
Ama kendimi affetmek için
önce kendime şu sözü vermeliyim:
Bir daha kimsenin
beni aptal yerine koymasına
fırsat vermeyeceğim.
Ve bir gün
biri çıkıp da
“Sen değişmişsin.” derse,
Evet, diyeceğim.
Değiştim.
Çünkü bir zamanlar
kalbimi ucuza emanet eden bendim.
Şimdi ise
o kalbin kıymetini
en çok kendim biliyorum.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.