1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Cennetin Sırrı
Ve o son durak dediğimiz yer,
yabancı bir diyar değilmiş meğer.
Hani sorarlardı ya hep:
Cennet nedir, nerededir?
Anladım...
Cennet, Şems’in Mevlânâ’ya baktığı o ilk andaki ışıktır;
kalbin kalbe tecellisi,
iki ruhun tek bir hakikatte erimesidir.
Şimdi hangi alemin kapısındayız bilmem,
ama ne çamur var burada, ne ayrılık, ne de fani bir keder.
Bize vadedilen o ırmaklar, o bahçeler;
meğer seninle yan yana durduğumuzda
içimizde çağıldayan o sevgiden başka bir şey değilmiş.
Bir zamanlar dünyada bir ben vardım, bir de sen...
Şimdi ne "ben" kaldı geriye, ne de "sen".
Hani diyordu ya Pir:
"Ben senim işte, sen de bensin..."
Biz o perdeleri çoktan yırttık.
Sen bende yandın, ben sende kül oldum;
o külden şimdi sonsuz bir semâ yükseliyor göklere.
Burası toprağın değil, aşkın yurdu.
Burada zaman yok,
sadece seninle benim aramızdaki o kutlu perdesizlik var.
Söz bitti, lisan sustu,
şimdi sadece sükûtun ve vuslatın dili konuşuyor.
Sen benim bu alemde de, öte alemde de
Harmanım, mumum, pervanem oldun.
Hoş geldin cennetime...
Hoş geldim senin ruhuna.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.