2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma
Sen düştün yine aklımın çaprazlarına,
soluksuz bıraktın beni.
Dönüşü olmayan yollar gibi bir çıkmazda kaldım;
ne sana varabildim
ne kendime dönebildim.
Her savaşta mağlup olmanın
o tanıdık yorgunluğu çöktü üzerime.
Ne kadar dirensem de
senin olduğun yerde
bütün savunmalarım düşüyor.
Bir yanım “artık yeter” diyor,
öteki yanım adını duyduğu anda
yeniden sana koşuyor.
İnsan bazen kendi yarasına
bile bile yürür mü?
Ben yürüdüm.
Bile bile dokundum kanayan yerlerime,
bile bile çevirdim yüzümü senden yana.
Çünkü sen, kaybettiğim bir savaş değildin yalnızca;
her yenilgimde içimde büyüyen
bir vazgeçemeyiştin.
Şimdi hangi yola sapsam
bir ucunda sen çıkıyorsun karşıma.
Hangi sessizliğe sığınsam
sesin gelip duvarlarıma çarpıyor.
Seni unutmak değil belki derdim,
kendimi senden kurtarmaktı.
Ama insan kendi kalbine düşeni
nasıl söküp atar?
İçimde bir güvercin var şimdi;
kanat çırpıyor durmadan
ama uçamıyor.
Gökyüzü yanı başında,
yollar açık, ufuk sonsuz...
Ne zaman yükselmeye kalksa
bir tarafım seni hatırlatıyor.
İnsan ne tuhaf;
kaçmak istediği yere
özlemle bakıyor bazen.
Kurtulmak istediği zinciri
kendi elleriyle tutuyor.
Bir yanım git diyor,
bir yanım kal.
Bir yanım unut diyor seni,
diğer yanım susuyor.
İşte asıl çıkmaz bu...
Sana ulaşamamak değil,
senden vazgeçememek de değil;
hangisinin benim gerçeğim olduğunu
ayırt edememek.
Belki de çaresizlik budur;
önünde binlerce yol varken
kalbinin tek bir yola mahkûm kalması...
Ve ben hâlâ o yolun başında bekliyorum.
Uçmayı biliyorum aslında;
sadece senden uzağa uçmayı
henüz öğrenemedim.
Sen düştün yine aklımın çaprazlarına...
Ben yine sustum.
Ve içimde tek bir soru kaldı:
Bu yolun sonunda
sana mı varacağım,
yoksa kendime mi?
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.