0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
636
Okunma
Gecenin en koyu, en siyah noktasında
bir yıldız gibi parlıyordun.
Kimse sana erişemiyordu.
Avuçlarımın arasında
alevleri tuttum adeta.
Ben seni meğer gözümde yüceltmişim.
Şimdi, şimdi anlıyorum.
Artık senin benden gitmen gerekiyor.
Biliyorum, aşkım;
sana yük oluyor yokluğum.
Yokluğum üzmeyecek,
incitmeyecek taşlaşmış kalbini.
Ne söylesem yetersiz kalacak.
Ben her gün
yudum yudum zehirlendim yanında.
Gittiğin yerde kal,
dönme sakın.
Bırak, yokluğuna alışayım.
Başta zor gelecek, biliyorum,
ama geçecek.
Hangi derdim benimle kaldı ki?
Her birini uğurladım
gönül penceremden.
Ben seni sevdiğimden emindim de,
sen var mıydın,
yok muydun, belli değildi.
Benim her rüzgârda
bir bir yaprak döktüğümü görmüyordun.
Her gece kendimle cebelleşip
kendime cezalar kestiğimi bilmiyordun.
İnsan her şeyi unutamıyor.
Yaralanıyor…
Ve o yaranın izleri
ömürlük kalıyor.
Tıpkı dudaklarda ıslıkla çalınan
kırık dökük bir ezgi gibi…
Bu deli yürek
her yaşananı siliyor da
bir sende takılıp kalıyor.
Bir gün sen de anlayacaksın.
Can yangınları etrafını sardığında,
işte o zaman
kırdığın kalbin ahı gelsin aklına.
“Beni sevmişti.
Benim için kendini feda etmişti.
Bunu anlayamadım…
Anlayamadım.”
dersin.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.