0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
175
Okunma
Dünyanın gürültüsünden,
kalbimin o en derin ve saf sessizliğine
iltica ediyorum.
Öyle bir hâl ki bu,
nereye gitsem ardımdan geliyor içimdeki yorgunluk;
hangi kapıyı çalsam,
sanki kendimden başka kimse açmıyor.
Bir mağara lazım bana;
dışarıdan bakınca karanlık,
içine girince insanın kendini bulduğu…
Bir köşe lazım,
kimsenin bilmediği,
kimsenin seslenmediği,
dünyanın bütün gürültüsünü kapının dışında bıraktığım.
Ashâb-ı Kehf gibi
zamandan çekilmek istiyorum biraz.
Ne dünün hesabı kalsın üzerimde
ne yarının telaşı…
Sadece susmak,
uzun uzun susmak
ve içimde yıllardır susturamadığım
o sesi dinlemek istiyorum.
Bazen düşünüyorum da;
insan en çok dara düştüğünde
nereye sığınacağını öğreniyor.
Kimi Hira’ya çekilir,
kalabalıkların içinde bulamadığı
sessizliği koynunda arar.
Kimi Sevr’e sığınır,
ardında koca bir dünya bırakıp
önünde yalnızca Rabb’ine güvenmenin
ne demek olduğunu öğrenir.
Kimi de bir kuyunun karanlığında kalır
ama kaderinin orada bittiğini sanmaz.
Belki benim de
bir Hira’ya ihtiyacım var.
Bir kayanın gölgesine,
bir gecenin sessizliğine,
secdenin insanı kendine getiren
o tarifsiz huzuruna…
Kimsenin görmediği yerde
içimdeki bütün yıkıntıları
yeniden yerine koymaya.
Çünkü sığamıyorum artık
dünyanın dar kalıplarına.
Bir yere gitsem içim benimle,
bir insana yaslansam yüküm benimle,
hangi şehre varsam
gurbetime yetişemiyorum.
Belki de mesele
bir yere sığmak değil.
Belki insanın asıl aradığı yer,
kalbinin yeniden huzur bulduğu yermiş.
Öyleyse bırakın beni biraz…
Ben içimin Hira’sına gidiyorum.
Dünyanın sesini kısacağım,
kalbimin sesini dinleyeceğim.
Belki uzun sürecek…
Belki gecelerce
kendimle baş başa kalacağım.
Ama dönersem,
eskisi gibi dönmeyeceğim.
Ve ben,
bunca gürültünün içinden
bir tek sessizliğe yürüyorum:
Rabb’ime açılan
kalbimin en tenha yerine…
Orası benim Hira’m olsun.
Orası benim Sevr’im.
Orası, dünyadan kaçtığım değil;
kendime ve Rabb’ime yeniden yaklaştığım yer olsun.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.