13
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
175
Okunma
Yârim, senin şu dipsiz kuyu suların
Yordu beni acayip cefa huyların
Gönül yorgun düştü, sabır ile tez varır
Gör bak nasıl çiçek açar soyların
Yıkıldı sanma sakın gönül sarayı
Mevla sarar elbet bu derin yarayı
Hasret yangınından geçen aşıklar
Bulur elbet karanlıkta akı, karayı
Gözyaşıyla sulanan toprak canlanır
Giden dönmez belki ama can şifalanır
Sabreyle ki ey bülbül-ü dertbaht
Bu fani dertler de bir gün noktalanır
Gönül ne taht ister ne de tacı
Bazen vuslattan tatlıdır aşkın acısı
Kaderi yazana teslim olunca
Biter ruhun o dinmez sancısı
Yara çok derindir, sızlar canım
Vefasızın elinde her an feda olur kanım
Zar etme be ey bülbül-ü şûhide
Gerçek aşkı elbet bulur yari arayanın
Feryat etme ey gönül, bu kış da geçer
Sabreden derviş elbet murada erer
Karanlık gecenin ardı aydınlık
Zaman her yaranın izini siler."
Yol uzundur, taşlıdır, yorar dizini
Kader silmez sevdanın derin izini
Aşk dediğin teslimiyettir cancağızım
Gözü kapalı verirsin O’na özünü."
Dikenler içinde gül arar insan
Lal olur diller, konuşamaz lisan
Vuslat dedikleri sabrın meyvesi
Yeter ki sen umudunu kesme hiçbir an
Pazarlık mıdır bu sevdanın ederi?
Mezara dek sürmez mi aşkın şu kederi
Gözden akan yaşlar elbet dinecek,
Kaderine yazılmıştır vuslatın o zaferi
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.