13
Yorum
46
Beğeni
5,0
Puan
747
Okunma
Kekik yüklü rüzgâr;
Yeşile yaslı harmanlık.
Ardıçların sakalını tarar,
Akşamın tütsüsü dört yana süzümlü.
Yad sevdalara göçmüş musiki.
Annenin avucunda kalan buğu;
Gülün teninde doğan sabah.
Yaylanın efilinde bir yaz eğleşti.
İncir, güneşi katlayıp bıraktı
gevenin rüyasına.
Gölgeler gerisini bilir.
Sis sardı başımızı;
Eğilmiş bir omuz gibi.
Mavilikte ağır aksak
Yıldızlar ürperir.
Ne kavalın sesi,
Ne kuyularda uyuyan ay.
Heybemde bir elma kokusu.
Avuçlarımda;
Dizleri çamurlu, çocuk bir mevsim.
Serçe, terk edilmiş avluların ev sahibi.
Ocakların sıcak nefesi,
Ceviz dalında asılı beyaz dua.
Nakış gibi işlenmişti
Kerpiç duvarlarda mahcup sevinç.
Gece, göğün tüm yükünü koynuna alır;
Karanlık çekilince,
Sabahın zenbilinde,
Konuşmayı unutmuş yetim bir harf.
Sözcükler,
yorgun değirmenin oluğundan aksın.
Kül rengi ışıkta
Bir küheylan.
Saye düşmüş ıssız yollara.
Değirmen gıcırtısında bir kıssa.
Su, membadan menzile sürürdü
söylencesini.
Saatler;
Turnaların ağır semahı.
Uçan zamanla
Bir nebze uyusun dünya.
Mısra sustu.
Dizginler boşlukta,
Sönüyor lamba.
Kırlangıçlar göğün yırtık cebini
dikerken,
İplikleri sessizlikti.
Dumanlı türkü
Ilgıt ılgıt dağılırken,
Âsûde bir harmana
ram oldu gece
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.