1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
48
Okunma
"Gelmez" diyor veresiye aldığım o kıçıkırık mum,
Sönmüş zaten dibine, canı ne ki dermanı ne olsun...
Mezem desen tabakta can çekişiyor, kederinden büzüşmüş,
Rakı dersen utanıyor ulan bardağın içinde durduğu yerden,
Seni bekliyoruz diye salak gibi dördümüz birden.
Güller gülüyormuş arkamızdan, güllerin de canı cehenneme!
Ben ki nice fırtınalardan sağ çıkmış adamım,
Şu tahta masanın boynu büküklüğüne kilitlenmiş kalmışım.
Ulan kafamı seveyim diyorum kendi kendime,
Kafamı seveyim de, içindeki seni nereye koyayım?
Bu kaçıncı tövbe, kaçıncı şişenin dibinde kendini temize çekme gayreti?
Karşımda boş bir sandalye, sanki dünyanın en ağır yükünü taşıyor gibi duruyor orada.
Oturup seninle konuşuyorum sessizce,
Ben soruyorum, o boşluk cevap veriyor bana.
"Gelirdi" diyor o boşluk, "sevseydi gelirdi..."
Siktir et diyorum boşluğa, siktir et!
Sen ne anlarsın sevdadan, sen ne anlarsın ihtilalden...
Kaçıncı prova lan bu kibarca sandalye geri çekmeler?
"Buyur sevgilim" demeler falan, ne ayak?
Yalan dolan hepsi, siktir et kibarlığı!
Biz seninle düz duvara tırmanmışız zamanında,
Şimdi iki kadeh arasında uslu çocuk mu olacağız?
Plağın iğnesi bile dönmekten fırtına koparmış da içimde,
Sen hâlâ "ya vazgeçti ya da uyumuştur çoktan" diyorsun.
Uykun batsın senin sevgilim, uykun batsın...
İnsan böyle bir ihtilal gecesinde nasıl uyur?
Bak, dışarıda rüzgâr da delirmiş benim gibi,
Sokak lambaları bir yanıp bir sönüyor, sanki can çekişen birer fener gibi.
Çöpçüler bile süpürmüş bu sokağın bütün hayallerini,
Bir tek bizim masanın üstündeki bu dumanlı keder kalmış geriye.
Bu koca şehirde herkes bir yerlere sığınmış,
Herkes sıcak bir yatağın, yalan bir uykunun koynunda.
Bir tek ben ayaktayım, bir de şu masanın kırık bacağı!
Biz seninle dünyayı sarsacaktık güya,
Şimdi şu mahalle bakkalının veresiye defterine mi sığındık?
Aklamak istemiyorum artık seni, ne bok yediysen yedin!
Sokaklar sırılsıklam, gökyüzünün de gözü dolmuş zaten,
Dokunsam hıçkıra hıçkıra ağlayacak bu koca şehir.
Sırf o her gece dinlediğin o uğursuz şarkı çalıyor diye radyoda,
Duvarlar bile ezberlemiş adının harflerini,
Bense hâlâ bir budala gibi masayı sevindirme derdindeyim...
Beni geçtim be güzelim, beni geçtim de,
O sandalyenin sana olan imanı sarsıldı bu gece.
Kül tablasında can veriyor işte o son sigara,
Sanki içimdeki o koca yangının son dumanı bu!
Daha kaç gece dalıp gideceğim ben bu hayalin resmine?
Geleceksen gel artık, yık yıkabildiğin kadar bu yalnızlığı!
Gel ulan gel, bir gece de gel şu masayı sevindir!
Şu ağlayan bulutları, şu utanan rakıyı dize getir!
Ben senin o gözlerine bakıp en asil küfürleri savuracaktım,
Şiirleri yırtıp atacaktım ayaklarının dibine!
Gelmedin ya...
Şimdi bu zifiri karanlık benim en ağır, en serseri yoldaşımdır!
Neyse...
Söndürdüm mumu, döktüm rakıyı toprağa.
Sokağa fırlatıyorum kendimi, pardösümün yakası kalkık.
Nereye yürüdüğümü sorma,
Ayaklarım benden bağımsız gidiyor işte karanlığa doğru.
Sokak köpekleri selam duruyor bu hırpani halime,
Köşe başındaki o bekçi bile sormuyor kimliğimi,
Yüzümdeki o sırılsıklam kederi görüp kafasını çeviriyor usulca...
Yürüyorum...
Yol bitiyor, gece bitmiyor.
Ben bittim be güzelim,
Sokaklar bitti, ben bitmedim...
Geceye karıştım gidiyorum,
Nereye olduğunu sorma,
Yüreğimi nerede bıraktığımı ben bile bilmiyorken artık...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.