0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
68
Okunma
Düşünüyorum...
Bu gece yine hayatı sorguluyorum.
Sessizliğin en koyu yerinde oturmuş, kendime yetişmeye çalışıyorum.
Ellerimde yılların bıraktığı ağırlık, omuzlarımda adı konmamış yorgunluklar var.
Dilimde ise bağrıma bastığım, söylemeye cesaret edemediğim onca söz...
Ne kadar sustuysam, o kadar çoğalmış içimde cümleler.
Konuşsaydım belki hafiflerdim;
ama insan bazen en çok kendi sessizliğine mahkûm oluyor.
Kimi zaman mutluluğu arıyorum.
Bir çocuğun gülüşünde,
yağmurdan sonra toprağın kokusunda,
bir pencereye usulca düşen gün ışığında...
Belki bir sabah gelir diye bekliyorum.
Belki unuttuğum bir sokakta,
belki hiç bilmediğim bir şehirde,
belki de aynaya baktığım bir anda karşıma çıkar diye...
Sonra anlıyorum;
mutluluk bazen bulunmuyor.
Sadece uzaktan geçiyor insanın yanından,
selam vermeden, ardına bakmadan.
Geceler uzuyor.
Saatler ilerliyor ama içimde durmuş bir zaman var.
Takvim yaprakları eksiliyor,
mevsimler değişiyor,
insanlar geliyor, insanlar gidiyor...
Ama bazı eksiklikler yerinden hiç kıpırdamıyor.
Yüreğim, eski bir ev gibi...
Duvarlarında unutulmuş sesler dolaşıyor.
Pencerelerinde yarım kalmış hayaller bekliyor.
Kapısını çalan herkes bir iz bırakıp gidiyor.
Ben ise o izleri silmeye değil, taşımaya alışıyorum.
Bazen düşünüyorum...
İnsan gerçekten neyi özler?
Birini mi?
Bir zamanı mı?
Yoksa o zamanlarda kaybettiği kendisini mi?
Belki de bütün arayışlarımız,
kendi içimize dönebilmek içindir.
Ne kadar uzağa gidersek gidelim,
en uzun yolculuk insanın kendi kalbine yaptığı yolculuktur.
Ve işte ben,
o yolun tam ortasında durmuş bekliyorum.
Ne geri dönebiliyorum,
ne de ilerleyebiliyorum.
Sadece düşünüyorum...
İçimde yıllardır dinmeyen bu suskunluğun bir adı var mı diye...
Çünkü hiçbir mevsim, hiçbir şehir, hiçbir kalabalık iyileştiremedi beni.
İnsan bazen en çok kendi içinde üşüyor.
Dışarıdan bakıldığında güçlü görünen bir gülümsemenin ardında,
kimsenin duymadığı çığlıklar büyüyor.
Ve ben...
Her gece biraz daha eksiliyorum kendimden.
Yine de sabah olunca, kimse anlamasın diye, yüzüme sessiz bir tebessüm iliştiriyorum.
Belki hayat böyledir.
Eksile eksile tamamlanmak,
kırıla kırıla olgunlaşmak,
susarak öğrenmek...
Bu gece de gökyüzüne bakıyorum.
Yıldızlar yerinde duruyor.
Ay yine aynı sessizlikle dünyayı seyrediyor.
Değişen yalnızca içimde taşıdığım mevsimler.
Ve biliyorum...
Bazı insanlar konuşarak değil, susarak yaşlanır.
Ben de galiba öyle biriyim.
Çünkü içimde hâlâ cevap bekleyen bir soru var:
İnsan, en çok hayatın yükünden mi yorulur;
yoksa kimseye anlatamadığı sessizliğinden mi?
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.