2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma
Türkülere bezemişem seni,
canımla yoğurmuşam sevdanı,
kanımla yazmışam adını,
Leylim...
Bir ince sızı gibi düşmüşsün ömrüme.
Ne vakit gönlüm dara düşse,
ne vakit gece uzun gelse,
bir türkü olup dolanmışsın dilime.
Uzun olmuş ayrılığın.
Bir yaz geçmiş üstümden,
bir kış geçmiş,
ardından nice baharlar gelip geçmiş de
gönlümün kapısını çalan yine sen olmuşsun.
Hasretin köz düşmüş bağrıma.
Önce sessiz sessiz yanmış,
sonra kor olmuş,
sonra da bütün ömrümü sarıp sarmalayan bir ateşe dönmüş.
Yanmışam, Leylim...
Ama tükenmemişem.
Çünkü sevda dediğin,
bazı vakit insanı öldürmez;
eksilte eksilte yaşatır.
Gayrı sevmişem seni.
Bir yar gibi değil,
bir memleket gibi.
Nereye gitsem ardımda bırakamadığım,
dönüp dönüp yolunu aradığım bir memleket gibi.
Yollarına düşmüşem.
Dağlar aşmışam,
yaylalar geçmişem.
Kimi vakit bir turnanın kanadında aramışam seni,
kimi vakit bir çobanın kaval sesinde.
Geceler boyu yıldızlara bakıp
aynı göğün altında uyuduğunu düşünmüşem.
Belki demişem,
şu esen yel sana da değer.
Belki benim iç çekişim
bir rüzgâr olup geçer avlundan.
Toprağa vurmuşam adını.
Yağmur yağmış,
izlerini silmeye yetmemiş.
Kar yağmış,
üstünü örtmeye yetmemiş.
Çünkü bazı isimler vardır,
toprağa değil,
insanın kaderine yazılır.
Sen öyle yazılmışsın bana.
Her adımda biraz daha sana yaklaşmışam,
her dönüşte biraz daha eksilmişem.
Bir yanım yollarda kalmış,
bir yanım türkülerde.
Bir yanım seni beklemiş,
öteki yanım gelmeyeceğini bile bile
kapıyı açık bırakmış.
Sevdan bir ok misali
saplanmış yüreğime.
Ne çekip çıkarabilmişem,
ne de sızısına alışabilmişem.
Gün olmuş yarama merhem diye sarılmışam sazın sesine.
Gece olmuş,
bir başıma oturup
adını usul usul tekrarlamışam.
Kimseler duymamış.
Bir ben bilmişem seni nasıl sevdiğimi,
bir de Allah.
Şimdi hangi türkü çalınsa,
hangi saz inlese,
hangi bozlak düşse gecenin koynuna,
bir sen düşersen aklıma.
Bir sen yürürsen içimde.
Bir sen konuşursun suskunluğumla.
Bakarsın bir çeşme başında,
bakarsın sararmış bir yaprakta,
bakarsın uzaklarda tüten bir dumanın ucunda
yine sen çıkarsın karşıma.
Leylim...
Yıllar geçmiş.
Saçlara ak düşmüş,
eller yorulmuş,
gözler beklemekten uzaklara dalar olmuş.
Ama gönlümdeki yerin değişmemiş.
İlk günkü gibi durur adın.
İlk günkü gibi sızlar yokluğun.
Ben hâlâ
adını toprağa,
hasretini göğe,
sevdanı da gönlümün en derin yerine
nakşetmişem.
Ömür dediğin bir göç katarıymış meğer.
Gelen gidermiş,
açan solarmış,
doğan gün akşama varırmış.
Ama bazı sevdalar var ki,
ne zamana yenilir,
ne de ayrılığa.
İşte ben seni öyle sevmişem.
Bir ömürlük türkü gibi...
Dillere düşmese de,
sazlara vurulmasa da,
içimde hiç susmadan çalan
o eski türkü gibi,
Ley_Lim...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.