8
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
231
Okunma

Ruhsuz bir yalnızlık dolaşıyor bugün, odamın ücra köşelerinde.
Güneşi bekleyen kirpiklerim, karanlığın koynunda çarmıha gerilmiş bir umut gibi ince ince can veriyor.
Sessizlik, duvarlara yaslanmış eski bir hatıra gibi. Perdeler kıpırdıyor, ama içime tek bir ışık düşmüyor.
"Usulca kayboluyorum"
Sabah içtiğim ilk sigaranın bile tadı yok artık. Dumanı göğe yükseliyor, ben ise yavaş yavaş kendime yabancılaşıyorum,
Ömrüm, uzakların sessizliğinden sana sesleniyor.
Cevapsız kalan her çağrı,
bir ömrü birkaç dakikaya sığdırıyor.
Şakaklarıma düşen aklar, zamanın en dürüst cümleleri gibi eğilip kulağıma fısıldıyor:
Sakladığım kanayan izler, aslında hiç susmamış; yalnızca ben, onları unutmayı öğrenmiş gibi yaşamışım.
Her beyaz tel, bir yaraya tutulan ayna; her sessizlik, adını anmaya kıyamadığım eski bir sızı...
"Beklemek, insanı yavaş yavaş kendinden eksiltir."
Ve ben,
her gece düşüncelerimin dikenli yollarında yürüyorum.
Adın zihnime düştüğü her an,
yalnızlığım yeniden kök salıyor.
Sessizlik, büyüyüp duvarlara çarpıyor;
duvarlar ise sesimi bana geri getiriyor.
Aynalara bıraktığım yorgun bakışlardan başka
hiçbir sığınağım kalmadı.
Çünkü insan,
en derin yalnızlığını
sevdiğinin yokluğunda değil;
o yokluğa alışmaya başladığını fark ettiği anda yaşıyor’’
İşte ben,
tam da o eşiğin sessizliğinde,
her gün biraz daha kendime uzaklaşıyorum.
Bir gün, sesini son kez duyduğunu fark etmeden, gözlerini son kez gördüğünü bilmeden, hayatından usulca çekilip gideceğim,
Geriye ne fotoğraflar ne şiirler, ne de geceleri sabaha bağlayan sigaralar Kalıcak,’
Ve
Sadece, adı her anıldığında yeniden kanayan bir boşluk ’
Ben artık seni beklemiyorum.
Ben, senden sonra içimde eksilen o insanı arıyorum.
Öğrendim’ki bazı kayıplar birini yitirmek değildir.
Bazı kayıplar, kendinden geriye dönememektir..
06.08.2026
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.