1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
44
Okunma
Bir tren düdüğüyle uyandım bu sabah,
içimde paslı bir yol haritası.
Nereye baksam
memleket kokusu eksik bir cümle gibi duruyor.
Annemin sesi yok artık duvarlarda,
rüzgâr taşıyor yerine başka şehirlerin gürültüsünü.
Ama bazı sesler var ya…
insanın içinde hiç susmuyor.
Toprağı unutmuyor ayaklarım,
bastığım her kaldırımda
bir köy yoluna sapıyor bilinmezliğim.
Bir fotoğraf sararmış cebimde,
yarısı gülüş, yarısı yokluk.
Bakınca anlıyorum:
insan en çok gidemediği yere ait.
Gökyüzü bile başka burada,
yıldızlar daha uzak,
geceler daha resmi.
Sanki her şey adresini kaybetmiş gibi.
Bir çay içiyorum uzak bir istasyonda,
bardak ince belli ama özlem kalın.
Her yudumda biraz daha
çocukluğuma yaklaşıyorum.
Biz büyüdükçe şehirler büyümüyor aslında,
biz küçülüyoruz içimizdeki sokaklara sığamayacak kadar.
Bir gün döner miyim bilmiyorum,
ama biliyorum:
insan bazen dönmek için değil,
sadece hatırlamak için yaşar.
Ve memleket…
en çok gidince büyüyen bir yara gibi,
sessiz, derin,
ve hep açık kalan.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.