2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
79
Okunma
O gün seni ilk kez kalabalığın içinden seçtim,
kalabalık bir durakta yanlışlıkla doğru insana çarpmış gibiydim.
Sen güldün,
ben içimde ilk defa sessizleşen bir şehir duydum.
Aşk dediğin,
bazen bir bakışın yanlış zamanda doğru yere düşmesiymiş.
Sen “pardon” dedin,
ben o an hayatımın yönünü kaybettim.
Bir kahve içtik sonra,
fincanlar bile acele etmedi.
Konuşurken fark ettim;
bazı insanlar insanın içine oturur, çıkmaz.
Sen anlatınca sokaklar güzelleşti,
ben susunca bile tamamlandım.
İlk defa bir cümle
bitmeden güzel oldu.
Günler geçti,
ama biz geçmedik birbirimizden.
Aynı yolda yürürken
iki ayrı yalnızlık değil,
tek bir hikâye olduk sanki.
Senin gülüşünle sabahlar erken başladı,
geceler bile biraz daha yumuşadı.
Şehir artık daha az yoruyordu beni,
çünkü sen vardın içinde.
Bir gün elimi tuttun,
dünya ilk kez yerinde durdu.
Koşan zaman sustu,
acele eden hayat geri çekildi.
Şimdi aynı evde iki fincan kahve var,
biri senin, biri benim.
Ve hâlâ her sabah
“iyi ki” diye başlayan cümleler kuruyoruz.
Aşk,
meğer kaybolmak değilmiş,
birlikte bulunmakmış aynı sokakta.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.