0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
74
Okunma
Avamir’in bu şiiri yazdığı dönem,
kaldığı ev ormanın başladığı yere yakındı.
Şehrin unutulmuş taraflarından biri.
Otobüslerin seyrek geçtiği,
akşam olunca sokak lambalarının bile üşüdüğü mahallelerden.
O sıralar kimseyle pek görüşmüyordu.
Günleri birbirine benziyordu;
geç uyanmalar,
yarım bırakılmış sigaralar,
telefonda açılmayan konuşmalar…
Bazen sadece yürümek için çıkıyordu evden.
Ormanın kenarındaki patikaya girip saatlerce dolaşıyordu.
Çünkü insan kalabalığın içinde yorulunca
sessizliği ağaçlarda arıyor.
Bir akşam yağmur yeni durmuştu.
Toprak koyu bir kahverengiye dönmüş,
çamların üstünde ince bir buğu kalmıştı.
Avamir elleri cebinde yürüyordu.
Ne bir yere gidiyordu
ne de gerçekten dönüyordu.
Patikanın sonunda eski bir bank vardı.
Islak.
Üstünde kimsenin okumadığı gazete parçaları.
Oturdu.
Bir süre sonra fark etti ki
insanın canını en çok acıtan şey
başına gelenler değil bazen.
Başına gelirken sustuğu şeyler.
Bir mesaj yazıp silmeler geldi aklına.
Sırf gururdan konuşmamak.
Kırıldığı hâlde “iyiyim” demek.
Gitmeyeceğini bildiği insanlara
kapıyı açık bırakmak.
Yağmur yeniden başladı hafiften.
Avamir sigarasını yakmadı bu kez.
Sadece parmaklarının arasında çevirip durdu.
Sonra kendi kendine gülümsedi.
Acı bir gülümsemeydi bu.
İnsan bazen hayatındaki enkazın başında durup
hırsız arıyor,
oysa bütün kapılar içeriden açılmış oluyor.
Ormanın içinden rüzgâr geçti.
Uzak bir evde bir radyo çalıyordu sanki.
Neşet Ertaş’ın sesi yağmurun içine karıştı:
“Kendim ettim kendim buldum…”
Avamir başını eğdi.
Çünkü bazı türküler
insanın adını söylemeden de
üstüne alınmasına yetiyordu.
Ve o gece ilk kez düşündü:
Belki de insanın içi
en son terk ettiği olay mahalliydi.
Bir gece kendime çıktım
kapıyı usulca ben çaldım
ben açtım.
İçeride dağınık bir adam vardı
sigarası yarım
gururu fazla
kalbi, eski bir devlet dairesi gibi
soğuk.
Bana baktı
sanki yıllardır beni bekliyormuş gibi değil de
kaçıyormuş gibi.
Dedim ki:
“İnsan en çok kimden saklanır?”
Gülümsedi.
Aynadaki çatlağa su yürüdü.
Sonra anladım,
mahkemeler yanılmış olabilir
çünkü bazı suçlar
polis çağırmaz.
Bazı cinayetler vardır
bir insanı öldürmez
içindeki çocuk sesini susturur yalnızca.
Ve insan bazen
kendi boynuna kendi elleriyle
sessiz bir yalnızlık bağlar.
Ben bunu bir türküde öğrendim.
Bir adam bozlak söylerken
kelimeler diz çöküyordu.
Neşet Ertaş uzaktan, kırık bir radyodan geçti:
“kendim ettim kendim buldum…”
İşte o anda
anladım insanın
hem fail
hem delil
hem de olay yeri olabileceğini.
Ve aşk dediğimiz şey bazen
bir beraat değil
gecikmiş bir itiraftır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.