0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
86
Okunma
Bu hikâyede büyük olaylar yok.
Zaten insanı yıkan şeyler genelde bağırmaz.
Avamir vardı. İçinde çok fazla şey olan ama dışına az çıkan bir adam.
Bir şehirde değil, daha çok kendi içinde yaşıyordu.
Ve o iç, zamanla büyümek yerine daralıyordu.
Küçükken kendini “bir gün olacak” diye avutmuştu.
Bir gün yazacak, bir gün başlayacak, bir gün toparlanacak…
Ama o “bir gün” hep ertelendi.
Erteleme, insanın kendine kurduğu en sessiz tuzaktır.
Yıllar geçti.
Dışarıdan bakınca hayat devam etti.
İnsanlarla konuştu, yürüdü, güldü, sustu.
Ama içeride başka bir şey oluyordu:
Bir ihtimal yavaş yavaş sönüyordu.
En çok da şunu fark etti:
Kendine ihanet dediği şey, büyük bir kırılma değildi.
Küçük küçük vazgeçişlerin toplamıydı.
Bir gün erken kalkmamak,
bir gün yazmamak,
bir gün “sonra” demek…
Sonra bir gece, her şey sessizken,
içindeki ses ilk kez bu kadar net konuştu:
“Sen neredesin?”
Ben kendime geç kaldım biraz,
o kadar.
İçimde büyüyen adamı
kalabalıklara susturdum.
Bir çocuk nasıl kırarsa oyuncağını
biraz öyle kırdım geleceği.
Oysa elimde günler vardı,
uzun caddeler,
bir kadının saçlarına değecek kadar güzel ihtimaller.
Ben gidip korkulara oturdum.
Kimse bilmedi bunu.
İnsan en gizli ihaneti
kendine ediyor çünkü.
Şimdi aynaya bakınca
yüzüm değil de
yarım bırakılmış bir hayat çıkıyor karşıma.
Ve bazı geceler
kendimi,
kaçırılmış bir trene benzetiyorum.
Raylar duruyor hâlâ,
istasyon yerinde,
gökyüzü bile aynı gökyüzü
ama ben
tam vaktinde gelmemişim hayata.
Bir yanım sürekli başlayacak gibi,
masaya dirseklerini koymuş bir adam sabrı var içimde.
Bir yanım da çoktan vazgeçmiş.
İnsan kendi içinde ikiye bölünüyor bazen,
bunu kimseye anlatamıyor.
Sonra bir kadın geçiyor aklımdan,
hiç var olmamış belki.
Bana “yapardın” diyecekmiş gibi geliyor.
İnsan en çok
inanılmadığında değil,
kendine inanmayı bıraktığında çürüyor.
Ben biraz oradan kırıldım.
Bir ara
düzelecek sandım her şeyi.
İnsan gençken
kendini sonsuz zannediyor çünkü.
Meğer zaman dediğin şey
sessiz çalışan bir hırsızmış.
Önce heveslerini alıyor cebinden,
sonra aynalara başka bir yüz bırakıyor.
Ben en çok
içimdeki o büyük hayatı taşıyamadım.
Bazı insanlar evsizdir,
ben kendimde evsiz kaldım.
Ne zaman bir şarkı yarım kalsa
kendimi hatırlıyorum.
Ne zaman sabah olsa
içimde gece devam ediyor.
Birine sarılmayı değil de
bir şeye dönüşmeyi özlüyorum artık.
Belki bütün mesele buydu;
insan bazen yaşamaktan değil,
kendi içindeki o büyük ihtimalin
yavaş yavaş ölmesini izlemekten yoruluyor.
Ve bir gün anlıyorsun;
sana bunu kimse yapmadı.
Ne şehir,
ne aşk,
ne de hayat.
İnsan bazen
kendi elleriyle eksiltiyor kendini
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.