Büyük iyilikleri tanımak için, küçük kötülükleri tanımamız gerekir. j.j.rousseau
Önder Sari
Önder Sari

“Geceye Fazla Gelen Adam”

Yorum

“Geceye Fazla Gelen Adam”

( 1 kişi )

2

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

177

Okunma

“Geceye Fazla Gelen Adam”

Gece vardiyasından çıktığımda şehir hâlâ uyuyordu.
Sokaklar, üzerine kül serpilmiş soba gibi sessizdi.
Ben yürüyordum. Ayakkabılarımın altından çıkan ses bile yorgundu. Sanki asfalt değil de eski bir hayat eziyordum.
Fabrikanın bacası arkamda kalıyordu ama insan bazı yerlerden çıkınca kurtulmuş olmuyor. Bazı binalar insanın içine taşınıyor. Ben o fabrikayı yıllardır ciğerlerimde taşıyordum.
Otobüs durağında kimse yoktu.
Camı çatlak kulübenin içine girdim. Sigara yaktım. Ateş kısa bir an yüzümü gösterdi. Kendime yabancı geldim. İnsan kendi yüzüne bile misafir kalabiliyormuş meğer.
O sırada karşı kaldırımda bir köpek belirdi.
Yağmurdan kaçmış gibiydi. Islak ve kemikleri sayılıyordu. Bana baktı uzun uzun. Ben de ona baktım. İkimiz de aynı şeyi biliyorduk: Bu şehir doyurmuyordu, sadece geciktiriyordu.
Sabahın ilk minibüsü geçti önümden. Binmedim.
Çünkü eve gitmek istemiyordum.
Ev dediğin şey bazen sadece yorgunluğunu bıraktığın bir kutudur. Annem uyuyor olurdu şimdi. Masanın üstünde üstü örtülü yemek beklerdi. Ben yine yemeden sigara yakardım. Sonra tavana bakardım saatlerce. İnsan en çok tavana bakarken çürüyor.
Yürümeye devam ettim.
Demiryolunun olduğu yere kadar indim. Rayların üstünde yağmur birikmişti. Çocukken trenleri izlerdim burada. Giden herkesi güçlü sanırdım. Meğer bazı insanlar gitmiyor, sadece kayboluyormuş.
Cebimde küçük bir defter vardı.
Aylarca tek kelime yazmamıştım. Parmaklarım kapağını açarken zorlandı. Sanki defter değil de eski bir yaranın kabuğuydu.
Bir cümle yazdım yalnızca:
“Ben Avamir.
Bazı geceler insan değilim.
Bir fabrikanın unutamadığı sesim.”


o gece
biraz pas biraz tütün biraz da yarım kalmış türküydüm
sokak lambaları omzuma eğilmişti
sanki beni değil de
yıkılacak bir duvarı kolluyorlardı
ceketimin cebinde eski bir işçi sabrı
avuçlarımda nasırdan bozma dualar vardı
bir kadın geçti içimden
adı yoktu
ama saçlarının bıraktığı gölge
iki mahalle sürerdi
ben o gece
ellerimi yanlış yere koymuş bir hayat gibiydim
çayın buharı bile beni tanımıyordu
masalar küsmüştü dirseklerime
ve rakı bardaklarında
küçük bir ihtilal büyüyordu sessizce
ayaklarım
grevden çıkan yorgun işçilerdi
yürüdükçe dünya pas tutuyordu
bir çocuk ağladı uzakta
ben sustum
çünkü bazı acılar
başkasının ağzında ekmek bıçağı olur
o gece
biraz kömür biraz yağmur biraz da küf koktum
göğsümde eski bir fabrikanın sireni çalıyordu
kimse duymadı
zaten bu şehir
en çok kendi yetimlerini işitmez
sonra sabah oldu
ama sabah dediğin nedir ki
gecenin sırtına geçirilmiş solgun bir gömlek
ben yine çıktım sokağa
bir elim cebimde
öteki elim dünyaya geç kalmış.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

“geceye fazla gelen adam” Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz “geceye fazla gelen adam” şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
“Geceye Fazla Gelen Adam” şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
yildiz parlak
yildiz parlak, @yildizparlak
13.5.2026 23:41:34
Dizelerin hikaye kısmı en az şiir kadar etkileyici
buram buram gerçek hayat anlatıyor...
vardiya çıkışı yalnızlığı / yaşayan bilir
.......
Geceyi,karanlığı, otobüs durağını, masayı hatta anne ellerinin dokunduğu örtüyü hepsini, okurken siyah beyaz bir film şeridi gibi bakabiliyor insan,en azından ben öyle hissettim...
Kalemin sade bir dille ama çok duyguyu birden anlatıyor olması ve o denli içten yansıtması ... dizelerin basamaklarında ilerlerken son'a saklanan o el var ya...işte orda bir nefes tıkanıp kalıyor...

yaşama dair
ve ne çok şiirdi...

Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
13.5.2026 22:26:53
5 puan verdi
Bu şiir, geceyi bir mekân değil bir ruh hâli gibi kuruyor; yorgunluk, emek ve yalnızlık aynı bedende birleşiyor. İmgeler çok güçlü ve sinematografik: sokak lambasından fabrika sirenine uzanan bir iç dünya var.

“Sabahın bile geç kaldığı” hissi özellikle etkileyici; şiir, bir insanın değil bir çağın ağırlığını taşıyor gibi. İçten, sert ve çok katmanlı bir anlatım.
Emeğinize yüreğinize sağlık. Selamlar saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL