1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
159
Okunma
Avamir, hayatını büyük olaylarla değil, ertelenmiş küçük kararlarla kaybetti.
Sabahları uyanır, akşamları aynı yere geri dönerdi.
Arada geçen şeye “gün” deniyordu ama o, günleri değil, gecikmeleri sayıyordu.
“Sonra yaparım.”
En çok kullandığı cümle buydu.
Bir zaman sonra fark etmediği şey şuydu:
“sonra” dediği her şey, birer birer yerini sessizliğe bırakıyordu.
İlk kaybolan şey bir ihtimaldi.
Adını koymadığı, bir köşede beklettiği bir ihtimal.
Bir iş, bir hayat yönü, bir insan, bir karar… net değil. Sadece “olabilirdi”.
Sonra o ihtimal gecikti.
Geciktikçe ağırlaştı.
Ağırlaştıkça taşınmaz oldu.
Bir gün aynaya baktı.
Uzun uzun.
Yüz aynıydı ama içeride biri yoktu.
Sanki biri o yüzü kullanmış, sonra bırakıp gitmişti.
O gün dışarı çıktı.
Şehir aynıydı.
Ama Avamir şehirde değildi artık.
Sokaklardan geçti.
Bir kafeye oturdu.
Çay söyledi.
Çay geldi.
Ama o içmedi.
Bardak soğurken, bir şey daha netleşti:
İnsan bazen hiçbir şey yapmadan da tükenebiliyordu.
Günler geçti.
O, kalabalıkta görünmeye devam etti.
Konuştu, yürüdü, bazen güldü bile.
Ama içeride bir nüfus azalıyordu.
Bir şehir kurmuştu içinde.
Ve o şehirde insanlar tek tek çekiliyordu.
Kimse fark etmedi.
Çünkü eksilme sessiz olurdu.
Bir akşam, aynı masaya tekrar oturdu.
Aynı çay.
Ama bu kez başka bir şey oldu.
Masaya bakarken şunu düşündü:
“Ben ne zaman kendime gelmedim?”
Cevap yoktu.
Çünkü mesele gelmek değilmiş.
Hiç gitmemiş gibi yapmakmış.
O gece uzun yürüdü.
Ama nereye gittiğini bilmiyordu.
Bir yerde durdu.
Ve ilk kez yüksek sesle söylemedi ama içinde duydu:
İnsan kaybolmazdı.
İnsan sadece kendi hayatına geç kalırdı.
Ve en kötüsü şuydu:
Geç kalınan yerde, kimse beklemiyordu.
Ben bir ihtimali büyüttüm içimde
kimseye göstermeden.
Büyüdükçe ağırlaştı.
Ağırlaştıkça sustum.
Sonra hayat dedikleri şey geldi
masaya oturdu
bir çay söyledi kendine
bana bakmadı bile.
Ben bekledim.
Beklemek dedikleri şey
insanın kendine yaptığı en uzun işkenceymiş.
Aynaya gittim bir gün
yüzüm yerinde değildi.
Sanki biri çıkıp gitmiş de
kalanı bana bırakmış gibi.
Sormadım.
Çünkü bazı sorular
cevaptan daha çok yakar insanı.
Bir şehir vardı içimde
her sokağı bana kırgındı.
Ne zaman yürüsem
bir şey eksiliyordu cebimden.
Kalabalık dediler bana
güldüm.
Kalabalık değil bu
benim içimde eksilen insanlar var.
Bir ihtimal vardı
çay soğukken başlayan.
Ben hep geç kaldım.
Hep.
Masa duruyor hâlâ.
Sandalyeler boş.
Ama kimse gitmemiş gibi yapıyor hayat.
Şimdi bardakta
yarım kalmış bir ben var.
İçmiyorum.
Çünkü içsem
biliyorum
içimde kalan son şey de bitecek.
Ve en acısı şu:
insan kaybolmuyor aslında…
kimseye yetişemediği için
geri çekiliyor.
Sessizce.
Kimsenin duymadığı bir yerde.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.