0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
14
Okunma
Eskiden gizlice yaşanırdı aşklar, dillerde değil yüreklerdeydi,
Gözler bile değmezdi birbirine, sevda edeptendi, ve kıymetliydi.
Şimdi ise aşk dedikleri, hoyratça geziyor elden ele...
Eğer bir gün çıkarsa karşına, benden değil;
Kendi vicdanından insaf dilensin o saydığın yaralı kelimeler.
Hiç sordun mu kendine, uykusuz gecelerimin bestesi oldun mu diye?
Yastığa düşen her nemli damlada, sildin mi gözyaşımı bir kere?
Beni ağlatmak için mi seçtin bu hayatın içinden?
Bil ki ey insafını yitirmiş yar;
Sevdiğini böyle insafsızca sevmek, mutluluğu artırmazmış meğer.
Kırık gönlüm bir ümit, bir küçük haber beklerken senden,
Sen ne yaptın? Sensizliğin işkencesine mahkûm ettin beni.
Yarım bıraktın, yaralı bıraktın kalbimin tek sahibi sandığım o yerde,
Öyle sevdim ki seni, kör oldu artık bu yorgun gözler.
Nasılsa her mevsimde bir çiçeğin boynunu büken,
Her insanı hayata küstüren bir "insafsız" vardır, değil mi?
Her şey güzel giderken, en küçük zorlukta sırtını dönen sen;
Ne sana ayıracak vaktim kaldı artık, ne de verilecek bir selamım.
Kendi karanlığında kal şimdi,
Ben senin insafına kalmayacak kadar yorgun,
Sana geri dönmeyecek kadar uzağım artık.
Artık ne adın kaldı dilimde, ne de bir izi bu ince sızının,
Sen, kendi ellerinle yaktığın o ateşin ortasında kaldın.
Güneş elbet doğar da, senin gölgende çiçek açmaz artık;
İnsafı olmayanla hesabımı kapattım ben,
Seni geçmişin küllerine, kendimi ise en güzel yarınlara bıraktım.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.