6
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
191
Okunma

Kalbim kırık kafeste kanatsız kuş,
Şimdi; Nârdan göğsümüze kurşun sıkmaktır kavuşmak!
Başımda Attilâ İlhan’dan kalma bir kasket,
Yağmurlu garda, hiç gelmeyecek o treni beklemek.
Hayat dediğin; tozlu raflardan ibaret,
Duvarında saati durmuş bir bekleme odası.
Üstelik rüya olduğunu bile bile,
Uyanmaya korktuğumuz o mahcup hevesin deryası.
Raylar paslanmış, kilit içeriden kırık,
Dışarıda rüzgâr, içeride mühürlü bir hıçkırık.
Bir yanda şiirlerden sızan o sızı,
Diğer yanda ehli olmayana emanet kalbimizin enkazı.
Biz bu odada, o yalan baharlara aldandık,
Rüya bitmesin diye karanlığa bile şükürle inandık.
Şimdi bir sigara yaksam, dumanı Attilâ kokar,
Vaha’nın suyu soğur, ruhum mağarasına akar.
Beklemiyorum artık; ne o treni, ne de yardan yanık bir mektubu…
Cennetin kapısında öldürdüm, içimdeki o çocuk ateşi.
Uyanmak mı? Belki bir ömür sonra,
Kendi eksikliğimi kazıdığım o kadim topraklarda…
Vaha Sahra
Dipnot;Attilâ İlhan’ın bekleme odasındaki rüyasına bir selamla…
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.