1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
96
Okunma
Gelincik Kanı
Her gelincik çiçek açtığında coşar bu yüreğim sana,
ama bu bir sevinç değil artık—
bir yaranın yeniden açılması gibi,
kan kırmızısı bir hatırlayış.
Toprak seni biliyor benden önce,
ben unutsam bile o unutmuyor adını.
Her bahar, seni geri getiriyor bana,
istemesem de… unutamasam da.
Bir gelincik kopardım geçen gün,
avuçlarımda dağıldı—
tıpkı “biz” dediğim her şey gibi,
dokundukça yok olan bir düş gibi.
Sen gittin,
ama kalbim gitmeyi beceremedi senden.
Şimdi her çiçek açışı,
bir vedanın tekrar edilmesi içimde.
Aynı yerden tekrar tekrar kırar insanı…
ve ben o kırığın içinde seni sakladım.
Kimse bilmedi, kimse görmedi,
en çok da sen—
en çok sen fark etmedin içimdeki çöküşü.
Bir tarlanın ortasında değil artık kalbim,
kurak bir suskunlukta büyüyor adın.
Ne yağmur yetiyor seni söndürmeye,
ne zaman seni eksiltmeye.
Geceleri konuşuyorum seninle,
ama sesim sana değil, kendime çarpıyor.
Cevap vermiyorsun—
oysa ben hâlâ seni,
susarak dinliyorum.
Her gelincik açtığında biraz daha eksiliyorum,
sanki her biri benden kopup toprağa düşüyor.
Kırmızı olan çiçek değil artık,
benim içimde kalan son umutlar.
Ve bir gün…
gelincikler açacak yine,
ama bu kez içimde hiçbir şey kıpırdamayacak.
İşte o zaman anlayacağım—
seni değil,
kendimi kaybettiğimi.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.