0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma
Son Bakışın Kırdığı Yer
Birini son kez görmek mi daha zor,
yoksa son gördüğünde
her şeyin bittiğini anlamak mı…
İnsan bazen vedaya değil,
umudun sessizce ölüşüne yeniliyor.
Çünkü bazı ayrılıklar
kapıyı çarpıp gitmez,
yavaş yavaş söner içinin ortasında.
Bir bakış eksilir önce,
sonra sesinin sıcaklığı,
sonra da “biz” dediğin her şey
yabancı bir şehrin tabelası gibi kalır aklında.
Sevseydin gelirdin…
Bir insan gerçekten seviyorsa
gururunu değil,
özlediğini dinlerdi.
Ben seni beklerken
zaman gelip yüzüme yılları bıraktı.
Bak…
Gamzelerinin çukurunu seneler doldurmuş,
ama gözlerin hâlâ ilk günkü gibi sevdiğim.
İnsan değişiyor derler ya,
yalan…
Bazı gözler hâlâ
bir ömrü yakacak kadar tanıdık bakıyor.
Sana her baktığımda
geç kalmış bir mucizeye inanır gibi oldum.
Oysa sen,
beni en çok
gelmeyerek yordun.
Şimdi geceleri düşünüyorum;
bir insanın canı
en çok giderken mi acır,
yoksa kalan bütün sevgisine rağmen
geri dönemeyince mi…
Çünkü bazı hikâyeler bitmez aslında,
sadece iki insan
aynı yarayı farklı sessizliklerde taşır.
Ve ben hâlâ
bir köşe başında seni görecekmiş gibi dönüp bakıyorum…
Bu da benim kalbimin
senden kalan son alışkanlığı oluyor.
Ama bilmediğin bir şey var sevgilim…
İnsan en çok da
“geri döner” diye bıraktığı yerde çürüyor.
Ben seni unutmaktan değil,
sana alışmış olmaktan yoruldum.
Bir kahvenin buharında,
kalabalığın içindeki bir gülüşte,
gece ansızın çalan bir şarkıda
hep sana yakalandım.
Öyle derin sevdim ki seni,
gitmen bile içimden çıkaramadı varlığını.
Çünkü bazı insanlar gider,
ama sesi kalır duvarlarda.
Bazıları biter,
ama eksikliği ömür boyu sürer.
Sen şimdi belki başka şehirlerde
başka sabahlara uyanıyorsun…
Ama ben hâlâ
senin “iyi misin?” deyişine sığınan
eski bir adam gibi yaşıyorum içimde.
Ne tuhaf değil mi…
Bir zamanlar gözlerine bakınca
dünyanın bütün yükü hafiflerdi,
şimdi ise
adını duyunca bile
içimde cam kırıkları yürüyor.
Ve kabul ediyorum artık;
bazı insanlar kavuşmak için değil,
insana aşkın ne kadar can yakabildiğini öğretmek için giriyor hayatına.
Ama şunu bil sevgilim…
Eğer bir gün yine karşılaşırsak,
ben sana kızgın bakmayacağım.
Çünkü insan
en çok sevdiğine kin tutamıyor.
Sadece içimden sessizce şunu diyeceğim:
“Biz yanlış zamanda kaybolmuş
doğru iki kalptik…”
Ve sonra yollar yine ayrılacak belki…
Sen kalabalığa karışacaksın,
ben içimde susturamadığım sana.
Ama bu defa arkandan koşmayacağım.
Çünkü insan bir yerden sonra
sevdiğini değil,
kendinde kalan enkazını taşıyor.
Bir zamanlar
ellerine dokununca dünya dururdu ya…
Şimdi adını anınca bile
içimde koca bir sonbahar esiyor.
Yine de bil isterim;
seni kötü hatırlamayı hiç beceremedim.
Canımı yaktın,
gecelerimi darmadağın ettin,
ama ben seni
hep bir duanın içindeki en güzel cümle gibi sakladım.
Belki kavuşamadık…
Belki aynı hikâyenin içinde
farklı yalnızlıklara düştük.
Ama inan bana,
bir insan hayatında bir kere
senin gibi sever.
Şimdi senden geriye
birkaç fotoğraf,
yarım kalan hayaller
ve geceleri ansızın sızlayan bir kalp kaldı.
Ben artık anladım…
Bazı insanlar birbirinin yarası oluyor,
ama yine de birbirinden vazgeçemiyor.
Ve eğer bir gün
bir şehrin en sessiz sokağında
ansızın göz göze gelirsek,
sakın “nasılsın?” diye sorma bana…
Çünkü ben hâlâ
sen giderken bıraktığın yerdeyim sevgilim.
Ne eksik,
ne fazla…
Tam kırıldığım yerde.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.