1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
128
Okunma
Şiirime isim vermek isterken aklıma dokuz gün geldi bu dokuz günü anlatmak istedim
Dokuzuncu Gün
Gidişinin dokuzuncu günündeyim.
Zamanın hem durduğu
Hem de amansızca aktığı o gün.
Dokuz gün…
Takvimde küçük bir çentik,
Ruhumda derin bir boşluk.
Zamanın huyu bu
Gidene saniyeleri, kalana asırları bırakır.
Dokuzuncu sabahın ayazı bu.
Gözlerimin rengi bulutlara emanet.
İnsan kaç kez alışır eksilmeye,
Kaç kez yeniden öğrenir yalnızlığı?
Gidişin bir takvim yaprağı değil
İçimdeki şehrin bütün ışıklarının Sönmesiymiş meğer.
Geçmiyor…
Ve ben alışmak istemiyorum.
Çünkü alışmak, bazen kabullenmekten daha ağırdır
O gidişin sükûnetini onaylamak gibi,
O bağın kopmasına izin vermek gibi.
Dokuz gündür sessiz bir direnç bu.
Geçmeyen zamanın ağırlığı,
Boğazımda düğümlü.
Zaman geçmiyor,
sadece üzerine yeni tozlar serpiyor.
Her sabah aynı boşluğa uyanmanın,
Kapı sesinde sen varmışsın gibi ürpermenin
Bir adı yok…
Bir çaresi de.
Alışırsın diyorlar
En çok bu kelime yaralıyor beni.
Alışmak, unutmanın eşiği sanki
Varlığının izlerini silmek demek.
Ben bu sızıyla kalmak istemiyorum…
Ama onsuz da kalamıyorum.
Dokuz gün ya da dokuz asır…
Ne fark eder ki?
Takvimdeki rakamlar yalan,
İçimde hâlâ o vedanın sıcaklığı,
Elimde bıraktığın o soğuk boşluk.
Alışamıyorum işte.
Eksikliğin bir hançer gibi kalsın şuramda
Çünkü alıştığım an
Seni bir hatıraya hapsetmiş olacağım.
Bazen insan acıya tutunur,
Çünkü o acı, gidenle arandaki son bağdır.
Yokluğun canımı çok acıtıyor.
Sanki bütün pencereler açık unutulmuş,
İçimde bir şehir sessizce yıkılmış.
Dokuz gündür soluğum yarım,
Dokuz gündür adın dilimde bir dua.
Dokunmuyorum bıraktığın boşluğa
Elimi uzatsam tutacakmışsın gibi yakın,
Bir ömür koşsam yetişemeyecek kadar uzak.
Canım acıyor, evet.
Ama bu acı senden kalan son hatıra.
Onu dindirmek seni uğurlamak,
Onu susturmak seni unutmak gibi.
Varsın dinmesin bu fırtına,
Varsın sızlasın bu yara.
Çünkü bu acı,
Seni hâlâ sevdiğimin en dürüst kanıtı.
Nasıl geçer, bilmiyorum.
Hangi limana sığınır bu yorgun ruh,
Hangi sabah adın dudaklarımda titremez?
Adımlarım hep aynı boşluğa çıkarken,
Yolların sonu sana varmayı reddederken…
Nasıl geçer?
Bir gün,
Bir ay,
Bir asır…
Sanki zaman, gidişinle düğümlenmiş
Çözmeye çalıştıkça daha çok dolanıyor.
Sesini arıyorum her köşede.
Belki geçmez…
Belki sadece genişler bu yara.
Belki bir gün yokluğun
Yabancı olmaktan çıkar
Gölgem gibi benimle yürüyen bir sırdaş olur.
Şimdilik sadece nefes almayı deniyorum.
Dokuzuncu günün karanlığında,
Neredesin? diye sormadan,
Olduğum yerde bekliyorum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.