4
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma

KADIN
Kadın,
bu memlekette
ilk önce kendinden vazgeçmeyi öğrenendir.
Adı daha konurken
yükü de konur omzuna.
“Edep” derler,
“sus” derler,
“ayıp” derler.
Bir kız çocuğu
oyuncak bebeğini büyütmeden
kendi korkusunu büyütür.
Koşarken dizini değil,
namusunu kanatmaktan korkar.
Kadın,
hep dikkat etmek zorunda olandır.
Saatine.
Sokağa.
Sesine.
Gülüşüne.
Bir erkek gece yürürken
yolu düşünür.
Bir kadın gece yürürken
hayatta kalmayı.
Bu farkı kimse yüksek sesle söylemez.
Ama herkes bilir.
Kadın,
evin içinde görünmeyen emektir.
Yemek yanarsa suçlu,
çocuk ağlarsa eksik,
koca susarsa sorumlu sayılır.
Ama onun yorulma hakkı yoktur.
Çünkü kadın güçlü olmalıdır.
Hep güçlü.
Hep sabırlı.
Hep anlayışlı.
Erkek öfkelenir, “sinirli” olur.
Kadın öfkelenir, “terbiyesiz” olur.
Erkek bağırır, “haklı” olabilir.
Kadın bağırır, “haddini aşar.”
Bir erkek hata yapar,
“insanlık hali” denir.
Bir kadın hata yapar,
ömür boyu damga olur.
Kadın,
kendi evinde bile temkinlidir bazen.
Sözünü ölçer.
Yüzünü ölçer.
Suskunluğunu ölçer.
Çünkü yanlış bir kelime
yıllarca yüzüne vurulabilir.
Ve en acısı şu:
Bir kadın öldüğünde
bazı erkekler başını eğer,
bazıları susar,
bazıları içinden “ama…” diye başlar cümleye.
İşte o “ama”
kadının ikinci kez öldüğü yerdir.
Kadın burada
hem baş tacı ilan edilir
hem ilk vazgeçilen olur.
“Anadır” derler.
Ama anneliği yüceltirken
kadınlığını hiçe sayarlar.
“Bacıdır” derler.
Ama bacıyı korurken
başkasının bacısına bakmayı unuturlar.
Şimdi dürüst olalım.
Kaç erkek,
bir kadının yürürken neden çantasını sıkı tuttuğunu düşündü?
Kaç erkek,
gece mesaj atıp “vardın mı?” diye sormayı görev bildi ama
bu soruya neden ihtiyaç duyulduğunu sorguladı?
Kaç erkek,
bir kadının kahkahasının neden yarım kaldığını fark etti?
Kadın,
yalnızca şiddet gördüğünde değil,
sürekli tetikte yaşadığında da yorulur.
Her kapı gürültüsünde irkilmek,
her tartışmada “acaba büyür mü” diye düşünmek,
her adımda kendini savunmaya hazır olmak—
Bu da şiddettir.
Kadın,
korkuyla yaşamaya alışmak zorunda bırakılmış insandır.
Ama alışmak
kabul etmek değildir.
İçinde biriken şey
sadece gözyaşı değil.
Öfke.
Kırgınlık.
Yılların suskunluğu.
Ve erkekler…
Bu şiiri dinlerken
kendinizi dışarıda sanmayın.
Bir cümlenizde,
bir bakışınızda,
bir susuşunuzda
belki siz de vardınız.
Belki hiç vurmadınız.
Ama sustunuz.
Belki hiç bağırmadınız.
Ama güldünüz.
Belki hiç engellemediniz.
Ama “abartıyorsun” dediniz.
İşte bazen en ağır yük
işte o küçük kelimelerdir.
Kadın,
her şeye rağmen ayağa kalkan insandır.
Kanasa da,
yorulsa da,
kırılsa da.
Ama artık bir şey değişiyor.
Kadın sadece sabreden değil.
Sadece idare eden değil.
Sadece toparlayan değil.
Kadın artık hesap soran.
Artık “ama”ları kabul etmeyen.
Artık korkuyu miras bırakmayan.
Ve şunu bilin:
Kadın güçlenince
erkek küçülmez.
İnsan büyür.
Kadın özgürleşince
aile dağılmaz.
Adalet kurulur.
Kadın konuşunca
düzen yıkılmaz.
Haksızlık yıkılır.
Kadın düşmanınız değil.
Aynanız.
Ve aynaya bakmaya cesareti olan erkek
gerçekten erkektir.
Çünkü kadın
zayıf değil—
yıllardır susturulmuş bir kuvvettir.
Ve artık
o kuvvet
susmayacak.[08/03/2026]zehra ündoğduer
5.0
100% (5)