0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
36
Okunma
sesinde anımsamak istemediğim bir karanlık var
adı konmamış bir yas gibi duruyor içimde
ve ben
o karanlığın içinde
kendi ismimi telaffuz edemeyen bir yabancıyım
çünkü bazı sesler
insanın içinden değil
yokluğundan geçer
sen konuştuğunda
sadece kelimeler değil
unutulmuş günler de dökülüyor yere
her hecesi
biraz daha eksiltiyor beni
bir zamanlar
adımın sıcaklığı vardı sesinde
şimdi
harflerim üşüyor
ve ben
o üşüyen harflerin arasında
yavaş yavaş silinen bir izim
duyduğum şey sen değilsin artık
gecikmiş bir hatıranın
duvarlara çarpıp geri dönen kırığı
her dönüşünde
bir parçam daha kalıyor orada
ve insan
en çok
kendi sesine yabancılaştığında kaybolur
ben kayboldum
çünkü artık
kendime seslendiğimde bile
kimse dönüp bakmıyor içimden
ve şimdi
senin karanlığında değil sadece
kendi içimin en kuytusunda
adı unutulan bir yankıyım
ve o yankı bile
beni hatırlamıyor
bir boşluk var artık
sesimin başladığı yerde
ve bittiği yerde
ikisi de aynı karanlığa açılıyor
ne söylesem
yarım kalıyor içimde
sanki kelimeler bile
beni tamamlamak istemiyor
suskunluğum büyüyor
adının etrafında
her sustuğumda
biraz daha derine iniyor gecen
ve ben
o gecenin dibinde
kendi yüzümü tanıyamıyorum
çünkü insan
birini unuturken değil
kendini unuttuğunda eksilir
ben eksildim
şimdi içimde dolaşan şey
ne hatıra
ne de sen
sadece
geri dönmeyen bir sesin
uzayıp giden gölgesi
ve ben
o gölgenin içinde
artık kimseye ait olmayan
son hatırayım.
5.0
100% (1)