0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
115
Okunma
Gitme sevdiğim, gitme
adın daha dün gece, göğsümde kırılan bir aynaydı.
Parmakların çekilince odamın nabzı sustu,
duvarlarda küle dönmüş mevsimler asılı kaldı.
Gitme…
çünkü sen gidince yalnızlık,
kapımı çalan sıradan bir gece değil;
toprağın altında bile peşimi bırakmayan
isimsiz, siyah bir güldür.
Gitme sevdiğim…
çay bardağında kalan dudak izin,
bir ömrün suskunluğuna mühür gibi çöktü.
Sandalyende hâlâ omuzlarının boşluğu var,
ben her sabah yokluğuna oturup seni içiyorum.
Pencereme vuran yağmur değil artık,
adını söyleyemeyen gökyüzünün utancıdır.
Her damla, içimde yarım kalan bir cümle,
her rüzgâr, sana geç kalmış bir özürdür.
Bilirsin…
ben vedaları hiç öğrenemedim.
Giden herkese sustum,
ama ilk kez birinin ardından,
kendi kalbime yabancı kaldım.
Gitme…
çünkü senin ardından yürümek,
uçuruma değil, kendime düşmek gibi.
Gözlerin çekilince dünyadan,
renkler bile yas tutmayı öğrendi.
Geceler uzuyor sevdiğim,
saatler bile bana karşı artık.
Akrep seni gösteriyor,
yelkovan beni…
ve hiçbir zaman aynı yerde buluşamıyoruz.
Adını bazen aynalara yazıyorum,
buğulanıp silinsin diye değil,
belki bir mucize olur da,
camın içinden çıkıp
yüzüme yeniden buradayım dersin diye.
Gitme sevdiğim, gitme…
çünkü bazı insanlar ayrılmaz,
sadece bedeni uzaklaşır.
Ruhuysa bir ömür,
başkasının göğsünde gömülü kalır.
Ve eğer yine de gideceksen…
kapıyı sessiz kapatma,
Bırak ölüm nasıl geliyorsa,
öyle gelsin ayrılığın da…
ki ben neyi kaybettiğimi,
son kez, bütün kalbimle duyayım.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.