4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
87
Okunma
yeşili alnıma sardım sustu bütün saatler
bir harfin gölgesinde büyüdü içimdeki yangın
adın
kırılmış zamanların arasından sızan ince bir nur gibi
ben şimdi
yıkılmış cümlelerin enkazında
elleri boş bir bekçi
kalbini nöbet tutan bir sürgünüm
rüzgarın bile unuttuğu sokaklarda
adını çağırdım
sesim dönüp kendime çarptı
çünkü bazı isimler
söylendiği yerde değil
yanıldığı yerde yankılanır
gözlerin
bir mahşer sabahı kadar ciddi
ve ben o sabahın eşiğinde
kendi içime hüküm giyen bir sanık
bütün aynalar benden vazgeçti
çünkü yüzümde yokluğun var
ve yokluk
insanın en ağır taşıdığı hakikattir
bir şehir çöktü içimde
sokakları suskunlukla döşeli
her köşesinde bir susuş
her kapısında bir terk ediliş
ben yine de
bir harfi savunur gibi savundum seni
çünkü aşk dediğin
yenilgiyi kabul etmeyen tek cümledir
sen şimdi hangi göğün altında
hangi rüzgara omuz veriyorsun bilmem
ama ben
adını kalbimin en dar yerine yazdım
ve orası artık
ne zamana sığar
ne dünyaya
direniyorum
direniyorum ki
sen eksilince bile
aşk eksilmesin bu dünyadan
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.