2
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma
"Karın yağdığını görünce,
Kar tutan toprağı anlayacaksın.
Toprakta bir karış karı görünce,
Kar içinde yanan karı anlayacaksın.
Allah kar gibi gökten yağınca,
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince,
Başını önüne eğince,
Benim bu şiirimi anlayacaksın.
Bu adam, o adam gelip gider,
Senin ellerinde rüyam gelip gider,
Her affın içinde bir intikam gelip gider,
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın.
Ben bu şiiri yazdım âşık çeşidi,
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü,
Ruhum seni düşününce ışıdı,
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın... "
Sezai Karakoç
kar başladığında herkes susar sanırsın
oysa en çok o zaman konuşur içimizdeki kırık
ben sana bir suskunluğu öğrettim
sen bana anlamanın ağır kapısını
anlamak
bir çocuğun avucunda eriyen ilk kar tanesi değildir
daha çok
gecikmiş bir vedanın alnına bırakılan soğukluk gibi
yavaş ve acıyan bir şeydir
ben seni anlamaya çalıştıkça
dilimde eski şehirler çoğaldı
her sokakta başka bir eksik
her kapıda başka bir yokluk
ve her yokluk
beyaz bir örtü gibi örttü üstümü
kar yağdıkça dünya temizlenir derler
yalan
ben gördüm
kar bazen yalnızca saklar
insanın içindeki kırıkları
üstünü örter ama susturmaz
sen bir gün
pencerene düşen sessizliği dinlersen
oradan bana doğru yürüyen bir kış bulacaksın
o kışın içinde
elleri üşümüş bir cümle olacağım
beni anlamak
bir mevsimi ezberlemek gibi değil
bir mezarı içinden tanımak gibi
toprağa değmeden
içine düşmek gibi
ve bil ki
herkesin kalbinde bir kar fırtınası vardır
ama herkesin yüzü bu kadar beyaz değildir
ben sana kendimi anlatmadım
çünkü bazı şeyler anlatılmaz
ancak susulurken anlaşılır
sen susmayı öğrenince
benim bütün cümlelerim çözülür
ve o zaman
bir tek yerde
yeşil bir sevda yanar
kar dinince
her şey yerine döner sanırsın
oysa bazı izler
ancak eriyince görünür
işte o zaman
anlamak
bir yara gibi açılır insanın içinde
ve sen
beni değil
kendini anlarsın
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.