7
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
197
Okunma
Yanıyorum…
Ama yaktığın ateşte değil;
soğuk bakışlarında…
Bak, sokağından geçiyorum yine.
Gölgenin düştüğü her kaldırım taşında
eriyorum da
sen bir kez olsun başını çevirip bakmıyorsun.
Pencereler suskun,
adımlarım sana değmeden geçiyor.
Görmüyorsun…
Kayboluyorum.
Bulunmak istiyorum,
bir anlık bakışında var olmak…
Heyhat…
Dudaklarımda sükûtun paslı mührü.
Susuyorum,
usulca.
Gidiyorum, bak…
Bilmiyorsun.
Anlamıyorsun da…
Ben de artık anmıyorum;
adını kalbimin duvarlarından
yavaşça siliyorum.
Gülersin…
O an gökyüzü taşıyamaz yükünü,
yıldızlar sapır sapır dökülür.
Yeryüzünde bir yıldız vardır;
ben seni bilirim…
Ama sen
bilmezsin.
Herkes gider.
Gitsin.
Sen herkes misin?
Kimseyle işim olmaz.
Sen kimse de değilsin.
Kal demeyeceğim.
Kalmazsın,
bunu da bilirim.
Ne vaktin var bana,
ne gönlünde bir yer.
Susarsın,
Susuşunla yakarsın.
Kimseler bilmez bu sessiz kıyameti.
En acısı da sen…
Ey gönlümün celladı,
sen hiç bilmedin.
Bilmezsin de…
Şimdi bu yangının içinde
yalnız yanıyorum.
Kimseler bilmez.
Hele ki sen…
sen hiç bilmezsin.
Ve sonunda
bu nârın içinde
bir tek ben…
Ben kül oluyorum...
[Bu sabah parkta yürüyüş yaparken; 16 - 17 yaşlarında sakalları yeni terlemiş,(sanırım) aşkla yeni tanışan bir delikanlının sevgilisine bakışı yazdırdı bana bu dizeleri...
Delikanlı,garip bakışlı,mağrur, belli ki çok aşıktı...Gidersen ölürüm diyen bir duruşu vardı,sevdiğine karşı..
Kız, her an vedaya hazır,şımarık tipli, o delikanlının hâlinden bi hâber vaziyette...
İşte bu dizeler o delikanlının bakışlarından döküldü satırlarıma...]
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.