2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
172
Okunma
Nereye bu firar, bitti mi artık o beyhude devran?
Yol kesildi, vakit dar; önümde diz çöktü o masum can.
Kalbimmiş meğer o ürkek ahu, geç uyandı bu gafil,
Lakin düştü bir kere tetik, koptu kıyamet-i hicran.
Vurdum onu tam göğsünden, o nazenin can evinden,
Sarsıldı arş-ı âlâ, döküldü felekten binbir hüsran.
Canimiyim?
Zulmün en koyu rengi, celladıyım kendimin,
Kendi nefesini boğan bir el, bulur mu acep eman?
Kaç delik açtı o kurşunlar o ipek tende,
Saymadım,
Hesaba sığmaz bu yıkım, akıl ise darmadağın,
Perişan.
Sayamadım...
Zira vurduğum her yer bir derin kuyudur,
Çoğalır içimde o ebedi noksan.
Sustu bozkır.
Durdu zaman.
Ben ki kendi canımın celladı,
Ben ki merhameti heybesinden düşürmüş o gaddar avcı...
Vurdum onu...
Tam göğsünün ortasından,
o nazenin can evinden...
Bakmaya mecalim mi kaldı?
Sayamadım...
Saymadım. Sayamadım...
Parmaklarım kan revan içinde,
hesap tutmaktan aciz.
Bir infazdı bu, celladı kendinden,
maktulü kendinden.
Cellat olup çöktüm bozkıra;
kıydım o masum ceylana...
Ceylan sandığım o nâzenin,
meğer rûh-ı revânımmış.
Şu kanlı sükût, ruhuna bir berk-i belâdır artık
Maktulü gönül olanın, mahşeri yine kendindedir.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.