5
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
82
Okunma
Bilme sen...
Varsın bu uçurumun kenarında sadece benim ayak izlerim kalsın.
Bilsen ne çıkar?
Dokunulmamış bir kar tanesinin saflığı gibi,
İtiraf edilmemiş bir aşkın ağırlığıyla yaşlanıyorum.
Sevmişim ben;
bir kuyunun derinliğine fısıldanan en gizli yemin gibi,
Yankısız ve muazzam.
Sahi, bir gölge kendi sahibinden kaçabilir mi
Ya da bir nehir, denize kavuştuğunda
Aslında kendi sonuna mı yürür?
Gözlerin, henüz keşfedilmemiş kıtaların haritası gibi önümde uzanırken,
ben hangi iklimin mültecisi olduğumu unuttum.
Sözlerin, henüz gidilmemiş şehirlerin puslu sabahları gibi...
Ben o sabahların soğuğunda,
senin sıcaklığının hayaliyle üşüyorum.
Soruyorum kendime;
insan, hiç sahip olmadığı bir cennetin özlemiyle nasıl yanar?
Bir kalp, hiç çalınmamış bir kapının önünde ne kadar bekleyebilir?
İşte bu yüzden bilme...
Sen bilmedikçe, bu sevda evrenin en korunmuş sırrı olarak kalacak.
Ben senin sessizliğinde çoğalırken,
sen benim fırtınamdan habersiz, kendi limanında huzurla uyu.
Bilme... Varsın bu sevda, hiç okunmamış bir şiirin son dizesi gibi yarım, ama sonsuz kalsın.
5.0
100% (9)