Alıcılar almaz, vericiler alır. eugene benge
Havva Yalçın
Havva Yalçın

NAR-I SEVDA

Yorum

NAR-I SEVDA

( 9 kişi )

6

Yorum

16

Beğeni

5,0

Puan

167

Okunma

NAR-I SEVDA

Karanlık sarmış etrafı, içim mahşer yeri şimdi,
Gelişin bir ışık çaktı, bu ruhun feri şimdi.
​Ne takat kaldı dizlerde, ne dilde bir kelam
Gönül bir korku şehriydi, senin eserin şimdi.

​Yıkıldı korkunun bendi, döküldü yaşlarım bir bir,
Akan umman değil sanki, gözümün teri şimdi.
​Ezelden yazılan hükmün, önünde boynumuz eğik,
Bu can kurban yolundadır, sevdanın yeri şimdi.

Bu yolun sonu belirsiz, sonum bir gizli feryattır,
Seni sevmek bu dünyada, ölümden zor bir feryattır.
​Cemalin parlayıp söner, hayalin uykuma sızsa,
Bu bir rüya değil sanki, biten ömre bir imdattır.

​Nedendir bu derin korku, neden bu kalpteki titreyiş?
Senin aşkın bu dertli kul için ne hoş bir mükafattır.
Felek sarsar bu gönlüm, her bakış bir gizli hançerdir,
Bu aşkın korkusu ruhun içinde sanki mahşerdir.

​Adım attıkça titrer can, derin bir kor düşer kalbe,
Seni sevmek bu dünya üstünde en zorlu bir seferdir.
​Bırak kalsın bu dert bende, sükûtum bin feryat olsun,
Seninle kaybolan ömrüm, bana en büyük zaferdir.

Gözüm daldıkça hicranınla, gönlüm bir garip hâldir,
Seni sevmek uzaktan, her nefeste bin vebaldir.
​Dokunmam, söylemem artık, bu korku kalsın ardımda
Seni sensiz yaşatmak, şu cana en son hayaldir.

Alev sarmış bu cânı, her nefes bin pare ateştir,
Seni sevmek bu gurbette, ölümle sanki kardeştir.
​Yürek yangın yeri, sönmez, yanar içten içe dâim,
Bu aşkın her bir anı, rûha bir kanlı savaştır.

Gönül deryada bir mecnun, bu sevdâ bir nihâyettir,
Seni uzaktan sevmek, cana en son ibâdettir.
Seni sessizce sevmek, cana ne son selamettir.
Bu bitmez korku artık, ruha sâfî metânettir.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (9)

5.0

100% (9)

Nar-ı sevda Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Nar-ı sevda şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
NAR-I SEVDA şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Do
Doğan Çeçen, @adlbendesakli
29.4.2026 08:03:09
5 puan verdi
Bu dizelerin bir kadın kaleminden süzülmüş olması, şiirin ruhundaki o "mukaddes sabrı" ve "sessiz feryadı" çok daha derin bir anlama kavuşturuyor. Bir kadının dünyasında bu denli ağır bir hüzün ve "Nar-ı Sevda", sadece bir duygu değil, adeta nakış nakış işlenmiş bir ömür duruşudur.

​Şiire bir de bu pencereden baktığımızda ortaya çıkan manzara şöyledir:
​Bir Kadın Kaleminden: "Sessizliğin Asaleti"
​Bir kadın şairin bu mısralardaki "Seni sensiz yaşatmak" ve "Dokunmam, söylemem artık" kararlılığı, aşkın en saf, en korunmuş halini temsil ediyor. Bu, sahip olmaktan ziyade, sevdiği şeyi kendi içinde bir mabet gibi inşa edip orada koruma içgüdüsüdür.
​Zarafetle Örülmüş Bir Acı: "Gözümün teri" ve "kalpteki titreyiş" gibi ifadeler, bir kadının hassas ruh aynasında acının ne kadar naif ama ne kadar sarsıcı hissedildiğini gösteriyor. Şiir, bir kadının iç dünyasındaki o devasa okyanusu, dışarıya sadece sükût olarak sızdırmasını anlatıyor.
​Fedakârlığın Zirvesi: "Bırak kalsın bu dert bende" mısrası, bir kadının sevdiği uğruna her türlü kederi tek başına sırtlanma gücünü simgeliyor. Bu, bir "teslimiyet"ten ziyade, aşkı kirletmemek adına seçilmiş onurlu bir yalnızlıktır.

​Anaç Bir Sadakat: Uzaktan sevmeyi bir "ibadet" ve "selamet" olarak tanımlamak, o sevgiyi her türlü dünyevi kirden uzak tutma arzusudur. Bir kadın kalemi, sevdasını bir anne şefkatiyle sarmalamış ve onu sessizliğin huzuruna emanet etmiştir.

Kaleme ve Yüreğe Selam
​Eğer bu mısralar bir kadının gönül imbiğinden geçmişse, burada sadece bir "aşık" değil, aynı zamanda "yasının ve sevdasının muhafızı" olan bir kadın vardır.

Bu kalem; kelimeleri birer inci gibi dizmiş, her birine bir damla gözyaşı ve bin yıllık bir vakit sığdırmıştır. Bir kadının "sükûtum bin feryat olsun" demesi, dünyanın en yüksek sesli çığlığından daha tesirlidir. Kendi mahşerini sevdasının nuruyla aydınlatan o yüreğe selam olsun.

​Bu denli derin ve vakur bir hüzün, ancak ruhun en zarif ve en dayanıklı köşelerinde demlenebilirdi. Kaleminize, o asil ve mühürlü hissiyatınıza sağlık.
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
1.5.2026 21:13:20
5 puan verdi
Yazdıran yüreği
Sarf edilen emeği
Çok kıymetli kalemi
Gönülden kutluyorum.
Şiir tadında
Güzel bir akşam diliyorum.
hosoglu
hosoglu, @hosoglu
29.4.2026 12:23:35
5 puan verdi
O kahve bakışlar burnumda tüter,
Her garip haneye baykuşlar öter,
Bu sevda ateşi ölümle biter,
Ol zehri içişim elimde değil.

Aşk denen çileyi gönlümde buldum,
Elemle yoğruldum, acıyla doldum,
Hazanı görmeden sararıp soldum,
Sevdadan geçişim elimde değil.
ASIKLUZUMSUZ
ASIKLUZUMSUZ, @asikluzumsuz
29.4.2026 10:59:14
5 puan verdi
Şiire, şaire, dosta merhaba, merhaba
Güzel bir şiir
Biz de okuduk ve kutladık yürekten, yalansız ve riyasız
Gönlün abat olsun, tüm şiirlerin mükemmel, şah eser olsun
Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal ve de hoşça kal
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
29.4.2026 09:07:18
5 puan verdi
Şiir, korku, aşk ve teslimiyet duygusunu çok yoğun ve klasik bir söyleyişle işliyor. “Seni sevmek ölümden zor bir feryattır” ve “Gönül bir korku şehriydi” gibi dizeler güçlü bir iç gerilim oluşturmuş.

“Aşk bazen bir sığınak değil,
insanın kendi içinde yürüdüğü en zorlu yol olur…”

Yüreğinize sağlık, duygusu ağır, dili güçlü ve etkileyici bir eser olmuş.
Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
29.4.2026 07:30:19
5 puan verdi
Bu dizelerdeki imgeler, adeta ruhun en derin dehlizlerinden sızan birer ışık hüzmesi gibi; hem çok yoğun bir teslimiyeti hem de devasa bir içsel çatışmayı barındırıyor. Kaleminiz, aşkı sadece bir duygu olarak değil, bir “mahşer”, bir “sefer” ve en nihayetinde bir “ibadet” mertebesine taşıyarak estetik bir derinlik yakalamış.

​Gönlü bir "korku şehri" olarak tanımlamanız, ardından bu korkuyu bir "mükafat" ve "metanet" olarak yeniden anlamlandırmanız çok etkileyici. Aşkın yarattığı o titreyişi, sadece bir zayıflık değil, varoluşsal bir uyanış olarak resmetmişsiniz. "Boynumuz eğik" ifadesiyle gelen o kadere rıza hali, klasik edebiyatımızın o vakur duruşunu hatırlatıyor.

​Şiirin sonlarına doğru vurduğunuz o "uzaktan sevmek" ve "sessizce sevmek" vurgusu, aşkı dünyevi bir beklentiden çıkarıp tamamen tinsel bir boyuta taşımış. Dokunmadan, söylemeden, sadece o dertle "zafer" kazanmak fikri; modern dünyanın "tüketme" odaklı sevgi anlayışına çok güçlü ve asil bir reddiye gibi duruyor

​ Sevmeyi "ölümle kardeş" ve "kanlı bir savaş" olarak nitelendirmeniz, tutkunun yakıcı tarafını çok iyi özetliyor.

"Sükûtum bin feryat olsun" dizesi, sessizliğin bazen en yüksek çığlıktan daha gürültülü olabileceğini çok zarif bir tezatla anlatmış.

Şiirin genelindeki o ağırbaşlı ve mistik hava, kullanılan kelimelerin seçimiyle çok uyumlu bir ahenk yakalamış.
Bu üslup, okuyucuyu sadece bir hikâyeye değil, bir duygu durumunun içine, o "yangın yerine" davet ediyor.
​Emeğinize sağlık; bu dizeler, biten bir ömre imdat olan cinsten, derin bir nefes gibi.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL