1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
222
Okunma

insan
sandığından azına muhtaçtır;
bir lokma ekmek,
bir yudum su,
bir pencere önünde sabah
ve içine sığacak kadar sessizlik...
gerisi
sırtımıza giydiğimiz
görünmez bir yüktür;
çoğaldıkça ağırlaşır,
ağırlaştıkça bizi
özümüzden uzaklaştırır.
oysa hayat
biriktirmek değildir
eksiltmektir;
avuçtan düşen her fazlalık
ruhta açılan penceredir.
azgın bir nehir gibi,
taşlara çarpa çarpa
öğrenir insan
yumuşamayı;
su, gücünü
sertliğinden almaz,
akışından alır.
sonra bir gün herkes anlar:
özgürlük
istediğine sahip olmak
değildir;
sahip olduklarının
sana sahip olmasına
izin vermemektir.
sonunda ne alkış kalır,
ne unvan,
ne vitrinde parlayan başarılar…
geriye gizlice yaptığın iyilik,
yüreklerde bıraktığın iz
ve başını geceye koyduğunda
içini kaplayan huzur kalır.
belki de arınmak budur:
dünyadan vazgeçmek değil,
dünyanın içindeki yerini
hafifletmektir.
çünkü insan
eksilttikçe hayatından
çoğalır insanlığından.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.