1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma

insan
sandığından azına muhtaçtır;
bir lokma ekmek,
bir yudum su,
bir pencere önünde sabah
ve içine sığacak kadar sessizlik...
gerisi
sırtımıza giydiğimiz
görünmez bir yüktür;
çoğaldıkça ağırlaşır,
ağırlaştıkça
bizi kendimizden uzaklaştırır.
oysa hayat
biriktirmek değil,
eksiltmektir;
avuçtan düşen her fazlalık
ruhta açılan bir penceredir.
bir nehir gibi
taşlara çarpa çarpa
öğrenir insan
yumuşamayı;
su, gücünü sertliğinden almaz,
akışından alır.
sonra bir gün anlarsın:
özgürlük
istediğine sahip olmak değildir;
sahip olduklarının
sana sahip olmasına
izin vermemektir.
ne alkış kalır, ne unvan,
ne vitrinde parlayan başarılar…
geriye gizlice yaptığın iyilik,
bir yürekte bıraktığın iz
ve başını geceye koyduğunda
içinde büyüyen huzur kalır.
belki de arınmak budur:
dünyadan vazgeçmek değil,
dünyanın içindeki yerini
hafifletmektir.
çünkü insan eksilttikçe hayatından
çoğalır insanlığından.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.