2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
91
Okunma

Cesaret,
insanın kendi karanlığına
yaktığı ilk ateştir;
korkunun gözbebeğine bakıp
“Ben varım!” diyebilmektir.
Susarsan artar korku,
eğilirsen çoğalır zulüm;
insan en çok kendi suskunluğunda
kaybeder kendini,
büyürken ölüm.
Cesaret,
bir çocuğun ilk “hayır”ıdır;
bir annenin gözyaşına rağmen
kırılmayan yüreğidir.
Bir işçinin alnında biriken ter,
hakkını ararken titreyen sesidir.
Bazen bir ormandır cesaret;
Akbelen’de toprağa tutunan bir el,
bir ağacın gövdesine yaslanıp
“Kesemezsiniz!"
diyebilen yürektir.
Bir avuç insanın direnişi
koca bir ormana dönüşür;
çünkü toprak yalnız maden değildir;
emektir, hayattır, nefestir,
gelecektir.
Tirebolu’da rüzgara karışır bir ses,
dağların taşların diline siner;
bir köy ayağa kalktığında
duyar onu bütün yeryüzü,
toprak, sahip çıkıldıkça yeşerir.
Söke’de nasırlı eller
yeniden toprağa uzanır;
gözlerde kor, alınlarında ter,
bir adım geri çekilmeden
saat saat nöbettedirler.
Çünkü bir ağaç kesildiğinde
yalnız dalları kırılmaz;
bir parça gökyüzü eksilir.
Bir kök söküldüğünde toprağın bağrından
hayat suyu çekilir
çocukların yarınlarından.
Kahraman dediğin
yalnız kurşunların önüne atlayan değildir;
bazen bir zeytin ağacının gölgesinde
kazmayla direnen köylüdür,
toprağını savunan rençberdir.
Bazen bir ülkenin gönlünde
tek bir yürek çarpar;
karanlığın ortasında
bir meşale gibi yükselir
açtığı yolda ışık saçar.
Mustafa Kemal’dir o.
En ön safa geçer,
yürür bir başına;
“Ya istiklâl ya ölüm!” derken
bir millet düşer peşine.
Onun cesareti
korkuyu bilmemek değildir;
korkuya rağmen yürümektir.
Yıkılmış bir ülkenin küllerinden
yeniden bir vatan
doğurabilmektir.
Cesaret yalnız meydanlarda
ya da savaşların ortasında değildir.
Bazen bir annenin “hayır”ında,
bazen bir çocuğun gözyaşında,
bazen herkes susarken
tek bir kişinin
“Yeter artık!” deyişindedir.
İşte o zaman başlar cesaret.
Bir kişi başlarsa
bir yürek uyanır.
Bir yürek uyanırsa
bir köy ayağa kalkar.
Bir köy ayağa kalkarsa
bir ülke korku bentlerini
birer birer aşar.
Bir ülke korkuyu yenince
tarih yeniden yazılır.
Değişir haritalar bile,
insan değişti mi bir kez,
dünya da değişir insanla birlikte.
Hatırla:
Cesaret korkusuzluk değildir;
korkuya rağmen yürümektir.
Düştüğünde ayağa kalkıp
kendi kaderine
“Sana yenilmedim!” diyebilmektir.
Ve belki de en büyük cesaret,
haklı olduğun yolda
yalnız kalsan bile
yolundan dönmemektir.
Çünkü bazen
bir insanın yaktığı ateş
bir evin karanlığını dağıtır.
Bir evin ışığı
bir sokağı aydınlatır.
Bir sokak uyanınca
bir şehir ayağa kalkar.
Bir şehir ayağa kalkınca
bir millet kendi sesini duyar.
Ve bazen tarih,
kalabalıklarla değil,
karanlığın içinde
“Ben varım!”
diyebilen tek bir yürekle başlar.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.