7
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
396
Okunma
Bir zamanlar adımız Türk,
Rüzgarla birlikte anılırdık
Rodop dağlarında,
Minarelerin gölgesi
Tütün tarlalarına düşerken
Çocuklar Türkçe görürdü rüyalarını.
Sonra bir sabah,
Haritalardan değil
Kalplerden silinmeye başlandık.
Toprak,
Sözleşmelerin sessiz satırlarında
Hoyratça elimizden alındı;
Adımız “azınlık” oldu,
“Türk” demek yasaklı
Ve korkuyla söylenir oldu.
Ne Lozan
Ne İnsan Hakları,
Ne hukuk, ne AHİM kararları,
Hiçbir kural dinlemedi Yunan tarafı.
Türkiye’ye gidene,
Artık yoksun denildi.
Türk insanı doğduğu yerden
Sürgün edildi.
Vatandaşlıktan çıkarılmalar,
El konulmuş pasaportlar,
Hazineye geçen tapular,
Vatansız bırakılan çocukluklar,
Dilini gizleyerek büyüyen kuşaklar…
Ve 29 Ocak 1988:
Sokaklar taş, taşlar öfke,
Öfkeler kimlikti.
Savunuldu Türk kimliği
Bir caminin minaresinde,
İnanç korkuyu boğdu, ezan sesinde.
Ve 29 Ocak 1990;
Utanç yeniden yürüdü sokaklara.
Tabelalar söküldü,
Camlar kırıldı,
Ama irade kırılamadı.
Çünkü
Batı Trakya Türkü der ki;
Türk’üz! Türk’üz! Türk’üz biz!
Ve kağıtta değil
Damarlarımızdadır kimliğimiz!
Bir anne çocuğuna,
Ana dilini fısıltıyla öğretti.
Din kuşatma altında,
Okullar kilitlendi,
Çünkü kelimeler suçtu...
Bir baba mezar taşına
Türkçe yazdı adını,
Ve bunu bir direniş saydı.
Ne hazin ki gençler,
Şimdi umutlarını bavullara dolduruyor,
Geride sessiz camiler,
Boş okullar,
Ve yitik ninniler kalıyor,
Kısılmış bir şarkı gibi…
Ve dünya,
Sözde çağdaş dünya,
Bu yaraya bakıp susuyor.
Ama biliyoruz ki
İsimler silinse de
Hatıralar silinemez.
Kimlikler yasaklansa da
Türk yok edilemez!
Batı Trakya,
Bir azınlık meselesi değildir;
Bir milletin
Onur meselesidir.
Orada Türk vardır,
Ve daima
Var olacaktır!
Ve bir gün;
Rüzgâr yine Türkçe üfleyecektir marşını
Rodop dağlarından.
Coşturacaktır Meriç’in sularını.
O gün geldiğinde,
Susacaktır tarih,
Gizlemek için, yılların utancını…
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.