2
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
317
Okunma
Balkonda deniz,
Denizde Eskihisar vapurları;
Yorgun fenerleri,
Bezgin düdükleri,
Ve geceye kulaç atan
Balıkçı tekneleri.
Arada bir seyir yapar
Kruvazörler,
Firkateynler, muhripler,
Denizaltılar, korvetler,
Ama en çok da şilepler,
Dünyanın yükünü taşır gibi.
Ve ben;
Oturmuşum bir köşeye,
Cebimde yarım yamalak bir cümle,
Aklımda sen…
Hangi şehirdeyim,
Hangi mevsimdeyim,
Günlerden ne?
Bilmiyorum.
Seni düşünüyorum
Gecenin orta yerinde…
Acaba şimdi nerede?
Uyku tutuyor mu gözlerini?
Elleri üşüyor mu?
Sokak lambasına takılıp,
Sarışın hayallere dalıyor mu
Benim gibi…
Zaman durmuş,
Gece yarısını çoktan geçmiş üstelik.
Ne zaman baksam,
Saat 02.20’yi gösteriyor.
Uykuya küskün bu şehir,
Sokaklar uyanık,
Deniz uyanık,
Ben ayakta…
Bir sigara yakıyorum,
Dumanı Eskihisar’a uçuyor.
Omuzuna dokunsa yelden anlarım,
Saçını nemlendirse tuzdan anlarım;
Yoksun…
Ellerim üşüyor,
Sözlerim boğazıma düğüm olmuş,
Sesim çıkmıyor.
Oysa bu eller,
Alevinden tanıyor tenini,
Parmaklarım,
Kıvrımlarından hissediyor belini,
Dudaklarım,
Boynunun sıcaklığını iyi biliyor.
Ve göğsüm,
Güvenli bir sığınak,
Seni bekliyor.
Ama hayret!
İnsan dokunmadığı bir bedeni
Bu kadar net
Nasıl da hatırlar,
Nasıl da özler,
Nasıl da bekler;
Şaşırıyorum…
Gelemezsin,
Elbette biliyorum,
Ama tenim bilmiyor;
Ten,
Gelmeyecek bir bedeni
Beklemekten vazgeçmiyor…
Saat hala 02.20’yi gösteriyor,
Bir demli çay daha koyuyorum
Ve anlıyorum ki
Bazı insanların yokluğu,
Varlığından,
Çok daha ağır basıyor.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.