0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
10
Okunma
bir fincanın dibi gibi susuyorum bu akşam
sürahideki su bile benden daha cesur akıyor
bir yerde unutulmuş bir saç teli var hala
gecenin cebinden düşmüş paslı bir anahtar gibi.
mutfakta ışık titriyor sanki elektrik değil hatıra
ayakkabılar kapıda nöbet tutuyor kirli bir vicdanla
ömrümün en dar sokağına adını yazmış.
pencerenin buğusuna iki harf çiziyorum siliniyor
otobüs geçiyor içimden durakları ezip
zannediyorum ki herkesin kalbinde küçük bir kırık tabak var.
kimse yıkamıyor kimseye ait olmayan acıları
ben yine de duruluyorum duruldukça eksiliyorum
dilimde büyüyen bir sessizlik var sanki bir evin kapısı aralık.
kül tablasında sönen izmarit kadar kısa bir mucizeyim
ellerim üşüyor çünkü yokluğun bile bir sıcaklığı olmalı.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.