1
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
167
Okunma

düşlüyorum.
sabah, perdeden sızan ışıkla başlamadı,
ışık geldi yalnızca,
adımı bilmeden, beni çağırmadan.
zaman, fincanın içindeki kahvenin yüzeyinde
ince bir zar gibi gerildi,
titreyen, bekleyen,
dokunulursa bozulacakmış gibi.
baktım,
uzun süre baktım,
bakmanın da bir tür kalmak olduğunu öğrenerek,
o zarı delmeden,
hareket etmeden,
sabahın içinden geçmesine izin vererek.
içimde bir ses vardı,
alçak,
acele etmeyen.
insan bazen gitmek istemez de
burada kalmaya dayanamaz.
ses sustu,
tam olarak kaybolmadan.
gitmekle kalmak arasında
isimsiz bir boşlukta durdu.
sabah geçti.
ben yerimde kaldım,
ses de öyle.
5.0
100% (9)