0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
29
Okunma
Ev dediğin
herkese aynı sıcaklığı vermezmiş
bunu geç öğrendim.
Bazı sofralarda
sessizlik ekmek yerine bölünür,
bazılarında
ses çıkaran tabaklar utancı bastırır.
Ben küçüktüm,
ölçüyü yanlış yerden tutardım.
Parlak olanı sanırdım hayat,
düzgün katlananı.
Bir yerde
eller yorulmadan yaşanıyordu sanki,
başka bir yerde
eller her şeye yetişiyordu
ama kendine kalmıyordu.
Kadınlar vardı,
yüzleri gün ışığına alışkın.
Bir de
ışığı evin içine saklayanlar.
Hangisi daha güçlüydü
bilmiyordum.
"Annem"
adını böyle sonradan söyledim.
O zamanlar
sadece sesi vardı.
Bazen sabahları tutmayan,
bazen akşamları incelen.
Yüzünü hatırlamazdım.
Bir şeyleri eksik sanırdım,
oysa fazlaymış:
sabır mesela.
Sessizce taşınan bir yük gibi,
kimseye çarpmadan.
Çocuk aklı
yükü tartmaz,
parlaklığı sayar.
Ben de öyle yaptım.
Sonra zaman
kapıyı çalmadan içeri girdi.
Elektrik değil
ışık kesildi önce.
Gürültü değil
dayanma gücü çoğaldı.
Şimdi geriye dönüp bakınca
şunu biliyorum:
Bazı kadınlar
hayatı süslemez,
hayatı ayakta tutar.
Ve insan
en geç şunu öğrenir:
Başkalarının kolaylığı
senin ölçün değildir.
Bir gün
aynı koku
aynı cümle
aynı an
Aynı edeb
Aynı ses
döner gelir.
O zaman anlarsın
asıl zenginlik
kimsenin fark etmediği yerde
bir ömrü tutabilmektir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.