1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
238
Okunma

Demir kapı sanma bahtın önünü,
Kapıyı kapatan sen değilsin bil bunu,
Bir söz öğrettiler, boynuna düğüm,
“Böyle gelmiş” dedin, sustun, alıştın,
Taşı kader diye koydular başına...
Zindan dedin, zincir dedin, duvar dedin,
Duvar ördüler sen sessiz bakarken ,
Alın terini aldılar, sabrı verdiler,
Umudu “yarın” diye ertelediler,
Bugünü çaldılar, sen fark etmedin...
Kalbinde bir baht vardı, tertemiz,
Ne mühür görmüştü ne kilit tanırdı.
Üstüne korku döktüler avuç avuç,
Sonra da dediler: “Bu senin suçun,”
Çünkü yalan çok ustaydı inandın...
Taşı sırtına yüklediler,
“İmtihan” dediler, sustun.
Molozu hayat diye önüne koydular,
“Şükür” dediler, eğildin.
Zindan büyüdü, sen küçüldün...
Oysa baht,
Demirden kapı bilmez.
Baht,
Boyun eğeni sevmez.
Baht,
Hakkını arayanın yol arkadaşıdır...
Bir rüzgâr eser bazen,
Dağdan değil, kalpten.
Kuşu uyandırır daldan,
İnsanı silkeler yerden.
O rüzgâr senin adını bilir,
Ama sen kendini unuttun...
Sana “kader” diye yutturdular zulmü,
Sana “sabır” diye öğrettiler susmayı.
Ama sabır boyun eğmek değildir,
Kader haksızlığa razı olmak değildir,
Bunu bilmeden yıllarca yaşadın didindin...
Şimdi sor kendine;
Demiri kim tuttu?
Taşı kim yuvarladı?
Kapıyı kim kapattı?
Ve en önemlisi:
Kim sustu?
Baht açılmaz başkasının anahtarıyla,
Baht açılmaz yalvararak.
Baht,
Ayağa kalkanın yolunda yürür,
Başını kaldıranın önünde durur...
Artık yeter.
Taşı kader sanma.
Zindanı yurt belleme.
Kalbini geri al.
Çünkü baht,
Korkanın değil,
Direnenindir...
Erol Kekeç/27.01.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.