2
Yorum
10
Beğeni
4,5
Puan
231
Okunma

Kırılgan bir hat üzerindeyim,
düşmekle durmak arasında.
Kalbimin kırıklarını avuçlarımda tutuyorum,
keskin değiller artık,
daha çok yorulmuşlar.
Kendi kendime soruyorum,
sanki cevap birazdan yağacakmış gibi:
Kırık yerlerimi onaracak
bir zaman kaldı mı bana,
yoksa ben mi geç kaldım kendime?
Duruyorum.
Yosun bağlamış gözlüğümün camlarını silmek için,
dünyaya biraz daha net bakabilmek isteğim.
Tam o anda
Gökten boşanan yağmurun
gözyaşları düşüyor başıma.
İşte yine,
kırılan kalbimin kırıkları
yeniden temizleniyor.
Yağmur,
hesap sormadan,
nedenleri kurcalamadan dokunuyor.
Belki de bu yüzden
bulutların ardında
yosun barınmaz.
Kir tutmaz gökyüzü.
Haksızlık, zulüm
uzun süre kalamaz orada.
Gökyüzü bilir:
Her ağırlık bir gün düşer,
her yük boşalır.
İçimde bir sevdadır başlıyor.
Sessiz ama kararlı.
Adımlarımı seri atıyorum,
kaçmak için değil,
geri dönmemek için.
Kanatlarım yok,
ama uçma isteğim var.
Bazen insan
kanatsız da yönünü bulur.
İçimdeki umutları
tek tek topluyorum.
Çırpınan kırık kalbimin
en hassas hücrelerini incitmeden.
Hepsini kurtaramıyorum,
biliyorum.
Ama elimden geleni yapıyorum.
Çünkü insan,
en çok çabalarken yaşar.
Yağmurdan sonra
bu hayata
farklı bir gözle bakmak istiyorum.
Daha açık,
daha dürüst,
daha az korkarak.
Karanlık hâlâ orada,
inkâr etmiyorum.
Ama artık onun yanında
bir çizgi var:
ince,
aydınlık,
umutla çizilmiş.
Bu mısralar
içimin derinliklerinden akıp gelen
acılarımın günlüklerinden sızanlar.
Ne şikâyet,
ne teslimiyet.
Sadece bir yürüyüş,
bir devam ediş.
Ve ben,
kırıklarımla birlikte
Hayata yeniden bakmayı öğreniyorum...
Erol Kekeç/24.01.2026/Sancaktepe/İST
5.0
75% (3)
3.0
25% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.