0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma
Bu şiir bir gecede yazılmadı.
Bir masada, bir defterde ya da bir sigara dumanında başlamadı.
Bu şiir, olmayan bir hayatın içinden süzülerek geldi.
Ben bu şiiri yazmadan önce uzun süre sustum.
Çünkü bazı duygular anlatılarak eksilir,
bazıları ise ancak susularak büyür.
“Olmadı” dediğim şey bir ayrılık değildi;
kavga yoktu, bağırış yoktu, kapı çarpma yoktu.
Sadece…
olmayan bir “biz” vardı.
Sevdim.
Ama sevilmekle aynı yere varmadı bu yol.
İki kişi yürür sanıyordum,
meğer ben tek başıma yürüyormuşum.
Bunu fark ettiğim an bağırmadım.
Çünkü bazı fark edişler insanın sesini alır.
Günler geçti.
Hayat devam etti dedikleri şey oldu.
İnsanlar evlendi, güldü, plan yaptı.
Ben de yaptım bazı şeyler.
Ama içimde bir yer
hiç kalkmadı oturduğu yerden.
İşte bu şiir
o yerinden kalkmayan duygunun sesidir.
“Olmadı” derken
kaderi suçlamadım.
Kimseye sitem etmedim.
Bu kelimeyi seçtim
çünkü en dürüst olan oydu.
Ne eksik, ne fazla…
Sadece olmadı.
Bu şiiri yazarken
kendime acımadım.
Ama kendimi inkâr da etmedim.
Bir adamın
birini unutamadığı hâlde
hayata devam edişini anlattım.
Ne kahraman oldum,
ne mağdur.
Sadece gerçek kaldım.
“Olmadı”
bir veda değil.
Bir kabulleniş.
İnsanın kendi içindeki mahkemede
kendine verdiği en sade karardır.
Bu şiir,
bir adamın
sevilmeyeni değil
yarım kalanı nasıl taşıdığının hikâyesidir.
Ve belki de en çok şunu anlatır:
Bazı aşklar bitmez…
Sadece hiç başlamamış gibi yaşanır.
OLMADI
Bir adam vardır,
hiçbir fotoğrafta tam çıkmayan,
gülüşü kadrajın dışında kalan,
omuzları hep biraz önde duran,
sanki hayata özür borcu varmış gibi yürüyen;
ben oyum,
kimseye anlatmadığım yerden eksik,
kendime bile geç kaldığım yerden tamamlanmamış olan.
Seni sevdim;
bu cümle süslü değil,
gösterişli hiç değil
ama içinden koskoca bir ömür geçiyor,
susarak yaşanmış yıllar,
yarım bırakılmış cümleler,
içe atılmış kelimeler taşıyor.
Bazı sabahlar vardır,
uyanırsın ama hayata değil;
saat çalışır, şehir gürültüsünü yapar,
insanlar bir yerlere yetişir
ama içimde bir şey
yerinden hiç kalkmaz.
İşte sen,
o yerinden kalkmayan şeysin.
Ben seni sokaklarda aramadım,
vitrinlerde, kalabalıklarda, köşe başlarında sormadım kimseye;
çünkü yokluğun adres sormaz.
Bir insanın içine yerleşti mi,
harita yanar, yönler silinir,
mesafe diye bir şey kalmaz.
Ellerim boş sanılır,
cebimde hiçbir şey yok zannedilir
ama yıllardır taşıyamadığım bir ağırlık var içimde;adını koyamadım,
çünkü her koyduğum ad sana çıktı.
Bir adam susmayı nasıl öğrenir bilir misin;
önce anlatır,sonra anlaşılmaz,
sonra bir daha anlatır,yine olmaz,
en sonunda kelimeleri kendi içinde boğar
ve “olduğu kadar” demeyi erdem sanır.
Ben şimdi tam oradayım.
Ne öfkeliyimne de masum;
sadece yorgunum.
Birini sevmekten değil,
birini hep sevmekten yorulan bir adamım.
Sen gittiğin gün anladım ki
bazı vedalar kapıdan çıkmaz,
ayakkabı giymez,arkasına bakmaz;
insanın içine çöker,orada yaşar,orada büyür.
Ben o günden beri kendimden çıkamıyorum.
Aşk dedikleri şey
her zaman iki kişi arasında yaşanmaz;
bazen biri yaşar,diğeri fark etmez.
Bu bir adaletsizlik değildir,
bu hayatın sessiz huyudur.
Ben senden hesap sormadım,
çünkü sevgi mahkeme kurmaz;
ama içimde
ömür boyu süren bir duruşma var,
hâkim de benim,sanık da,ceza da.
Gece olunca uyuyamıyor sanıyorlar;
oysa ben uyuyorum,
sadece seni gördüğüm yerden uyanıyorum.
Uykunun içi bile sana çıkıyor.
Bir insan nasıl bu kadar yakın olup
hiç dokunulmaz olur;
işte orası kalbimin kırıldığı,
kelimelerimin sustuğu yer.
Zaman geçer diyorlar,
evet geçiyor;
ama içinden ben geçmiyorum.
Hep aynı noktada duruyorum,
sanki bir şeyin dönmesini bekler gibi
ama neyin dönmesi gerektiğini
bile bilmiyorum artık.
Ben seni hayatımın ortasına koymadım;
sen zaten hayatımın başladığı yerdeydin.
Sonrası hep biraz eksik bir devamdır,
tamamlanmayan bir cümle gibi.
Şimdi biri sorarsa
“Ne oldu?” diye,
kısa cevap veririm:
Olmadı.
Uzun cevabı ancak susarak anlatabilirim.
Bir adambirini unutmaz;
sadece onu anmadan yaşamayı öğrenir.
Ben hâlâ öğrenme aşamasındayım,
hâlâ tökezliyorum.
Eğer bir gün hiç beklemediğin bir anda
için daralırsa, sebebini bulamazsan;
bil ki bir yerde
seni sessizce seven bir adam
derin bir nefes almıştır.
Benim hikâyem mutlu bitmiyor;
ama yarım da değil.
Sadece içimde taşımaya razı olduğum
bir gerçek olarak duruyor.
Adını anmıyorum artık;
ama yokluğunla
konuşmayı sürdürüyorum.
Ve bil ki
bu bir veda değil;
bu, gitmeyen bir şeyin
usulca yer değiştirmesi.
Ben buradayım;
aynı adam değilim belki ama
hâlâ aynı kalbin içindeyim.
5.0
100% (2)