1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
170
Okunma
Kırmızı Çocuklara..
Kütüphaneler tanıktır:
bir annenin yokluğuyla
çürümüş cümleleri toplamaya çalışan
çocuklar,
yalnızlığı oyuncak zannedip
balkonlara salıncak kurarlar.
Çünkü bazı eksikler,
harflerle tamamlanmaz.
Çünkü bazı sabahlar,
annesizliğin soğukluğuyla geç uyanır.
Karpuz kabuğundan gemiler yapmaz artık çocuklar,
terk edilişin yankısı
en çok oyuncak ayının kulağında çınlar.
Ve kimse bilmez,
bir rafın en alt köşesine gizlenen
o küçük not defterinde
kaç “keşke” kaç “anne” biriktirilir.
yani
gülüşü hüzne benzer bir kadının
ellerinden dökülen şiir gibi,
yani
çocuk kalmış bir adamın
en çok annesini özlemesi gibi…
Ve balkon demişken,
her evin penceresinden biraz hüzün sarkar;
çamaşır iplerinde
kurumayan cümleler vardır bazen,
rüzgârla birbirine çarpan.
Kütüphanede unutulmuş bir kartpostal gibi
içimi açsam
arkası sararmış bir "keşke" yazar
ve hep mavi kalemle.
Bazı çocukların gözleri
hep uzaklara bakar;
bir soba dumanına,
bir mandalina kabuğuna,
ya da sesini hatırlamadıkları
bir ninninin kıyısına…
Çünkü bazı çocuklar
büyümez aslında,
sadece büyüyor gibi yapar.
Dışarıdan bakınca güçlü görünürler
ama içleri
tüm oyuncaklarını bir günde kaybetmiş
bir sessizliğin yurdu gibidir.
Ve kimse bilmez
bir dolabın altına saklanmış
anne kokulu bir kazakta
kaç kış ağlanır.
Kahve değil belki,
ama annesizliğin telvesinde
fal bakmaya çalışır bazı çocuklar.
Ne çıkarsa çıksın,
sonunda hep “eksik” yazar.
Yani diyorsun ki,
bu kadar mı yalnız kalır insan?
Evet.
Bazıları doğarken
birini elinden düşürür gibi
hayatın tam ortasına bırakılır.
Ve o çocuklar
annesi hayattaymış gibi konuşmayı
çok sonra bırakır.
Ama
yine de balkonlara salıncak kurarlar,
çünkü bazı salıncaklar
annenin sesiymiş gibi sallanır rüzgârda.
Ve o rüzgârda
bir dua uçuşur.
Hafif.
Mavi.
Bir anneye benzeyen...
Sabahları süt değil,
hasret içilir bazı evlerde.
İlk yudumda boğazına düğümlenir
“Anne!” demek isterken çıkan öksürük.
Yemek tariflerinden
“anne eli” silinince
tuzu tutmaz çorbalar.
Bir de kimse anlamaz
neden durduk yere
soğur sofralar.
Ve sonra...
balkonun köşesine ilişen o salıncak,
rüzgârda hâlâ
“Gel, geçecek” der gibi sallanır.
Ama o cümleyi kuran kadın,
artık bir rüyadadır.
Ve rüyalar,
yalnız kalan çocuklara
bir mektup bırakır:
"Ben gittim ama
sen hâlâ büyüyorsun.
Sakın şair olma
çünkü ben annesizlikten oldum."
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.