0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
30
Okunma
Bir akrostij geçiyor içimden,
harfler sıraya girmek istiyor,
ama durduruyorum.
Bazı niyetler
güzel olsa da
fazla cesur.
İsmini saklamak,
söylemekten daha ağır bir edep.
Zaten sen,
harflerin hizaya girmesini sevmezdin.
Ben de dizeleri
yerine çağırmıyorum artık.
Dağınık kalsınlar;
yangından çıkmış eşyalar gibi.
Kaç yangını içime gömdüğümü
kimse saymadı.
Ben saymadım.
Saymak,
külü kurcalamak olurdu.
Oysa bazı ateşler
söndürülmez,
sadece sessizce taşınır.
Bu da onlardan biri.
Adı yok.
İşareti yok.
Dumanı bile görünmüyor.
Ama içimde
yerini bilen bir sıcaklık var.
Susmayı öğrendim yıllar içinde.
Susmak,
herkese nasip olan bir şey değil.
Gitmeyi de
bağırmadan öğrendim.
Kapıyı çarpmadan,
arkaya bakmadan.
Kader yine ararsa
açmayacağım bu kez.
Yanlış numara olduğunu
ikimiz de biliyoruz artık.
Bilmek yetiyor.
Cevap vermek
gereksiz bir tekrar.
Ben susacağım.
Bu susuş
bir yenilgi değil.
Bir alışkanlık da değil.
Sadece
kendime verdiğim
en eski söz.
Ve gideceğim.
Bunu da
becereceğim.
Çünkü insan
bunca yangından sonra
en azından
kendi içinden
sessizce çıkmayı öğreniyor.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.