0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma
Bu, ince uzun bir susuş.
Kalın kapaklı değil;
kenarları yumuşamış,
sayfaları sararmış bir defter gibi.
Şimdi kapatıyorum,
ama kilitlemiyorum.
Yıllar sonra açılma ihtimali
bir ihtimal olarak kalsın diye.
İçinde cümle yok bu defterin,
yarım nefesler var.
Okunmuyorlar.
Zaten bazı yazılar
sadece yazıldığı gün anlaşılır,
sonra susmayı öğrenir.
Bir ülkeye gidiyorum şimdi,
kimsenin dilini bilmediğim.
Sorularım var ama
sormuyorum.
Cevaplarım var ama
hiçbiri burada geçerli değil.
Kaybolmak
bazen bulunmaktan daha düzgün bir hâl.
Yerin yedi kat dibine batmak gibi bu;
gürültüsüz,
seyircisiz.
Toprak üstümden geçiyor,
ben itiraz etmiyorum.
İnsan her şeyi savunmak zorunda değil.
Bazı şeyler
üstünden geçsin diye yaşanır.
Bir paslı menteşe sesi var uzakta,
açılan bir kapı değil bu,
kapanan bir zaman.
Gıcırdıyor
ama kimse dönüp bakmıyor.
Bakılmayınca
ses de yoruluyor zaten.
Ayakkabılığın en altındayım şimdi.
Kullanılmayan terliğin yanında.
Üzerimde
mevsimlerin tozu.
Kimse giymiyor,
kimse atmıyor.
Varlığım
unutulmuş ama kaldırılmamış.
Buna razıyım.
Bu defteri buraya koyuyorum.
Üzerine bir şey düşmesin diye
ellerimi çekiyorum.
Susuyorum.
Gitmeyi biliyorum artık.
Ve bil ki
bu susuş
en uzun cümlem oldu.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.