1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
132
Okunma
Sabahın kenarından sarkan bir düşünceyim
Ne tam uyanık, ne bütünüyle rüya
Çayın buharında yüzüm dağılıyor
Gün, bana alışmaya çalışıyor
İnsan bazen kendi sesini
Bir başkasının cümlesinde tanır
O an susmak erdem değil
Bir tür geç kalmış cesarettir
Sokaklar yorgun, binalar sabırlı
Duvarlar çok şey biliyor ama konuşmuyor
Ben ise fazlasıyla dürüstüm bugün
İçimdeki gürültüden utanacak kadar
Kalbim eski bir defter
Sayfaları karalanmış, ama atılmamış
Her çizik bir hatırlama biçimi
Her boşluk bilinçli bir kaçış
Sevmek dediğin
Bazen elini cebinde tutmaktır
Kırılabileceğini bile bile
Hayata dokunmamayı seçmemek
Zaman beni ikna edemedi
Geçmenin, iyileştirmek olduğuna
Bazı şeyler geçmez
Sadece sessizleşir, pusuda bekler
Bugün kendimle pazarlık yapmadım
Ne eksilttim ne süsledim gerçeği
Olduğum gibi durdum aynanın karşısında
Bu bile başlı başına bir devrim
Geceye kalınca anladım
Her karanlık düşman değil
Bazısı dinlenmek için
Işığın kendine çektiği perdedir.(Selma Ardıç Tan)
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.