2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
127
Okunma
Bir ışık olacaktı karanlık sandığında,
Gömülmüş küllerin en dip katmanında.
Yıldızlar dökülürdü tütmeden yandığında,
Gökyüzü eğilirdi suskun alnında.
Zaman beklerdi, pusuda,
Ve en zayıf anında alırdı.
Sesini sakladı çağların taş duvarında,
Her adım bir çağrıdır yitik insanlara.
Adı kazındı gecenin kara fermanına,
Bir kalp direndi kendi yangınına.
Ne affı öğrendi ne de unutuşu,
Yürüdü—kanayarak ama durmadan.
Hatıralar ordu gibiydi arkasında,
Kimi yaraydı, kimi sancak.
Bir rüzgâr geçti içinden, adı yazgı,
Ne geri dön dedi ne ileri bak.
Kırık dizlerle çıktı yokuşlara,
Zaferi yoktu ama yenilgisi de yok.
Aynaya baktı: Yüzü kendisi değildi artık,
Bir çağın yükü vardı omuzlarında.
Umudu taşıdı, bir silah gibi ağır,
Karanlığı yardı suskunluğuyla.
İnsan büyümez dedi,
İnsan eksilerek sertleşir.
Ve tam her şey bitti sanılırken—
Işık konuştu, sessiz ama kesin:
“Beni yaktın diye doğmadım,
Sönmedim diye kalmadım.
Ben direnenlerin adıyım,
Zaman alır…
Ama diz çöktüremez.”
Gökyüzü sustu, gece geri çekildi,
Yıldızlar ilk kez yanmadan parladı.
Karanlık sandık çatladı sonunda,
İçinden bir insan çıktı—
Yaralı,
Ama ayakta. (Selma Ardıç Tan)
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.