0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
100
Okunma
Belki omuzlarımda binlerce yük var,
hayatın ardı arkası kesilmeyen ağırlıkları…
Ama hiçbiri senin yokluğun kadar çökmüyor içime oğlum.
İnsan taşımaya alışıyor dertleri;
susarak, dişlerini sıkarak, bazen de alıştığını sanarak.
Ama senin yerin öyle değil…
Sen eksilince hayat hafiflemedi,
aksine nefes almak bile zorlaştı.
Geceler ağır, sabahlar yorgun,
günler sensizliğe mahkûm.
Herkes “güçlüsün” diyor,
bilseler asıl gücün seni kaybetmemek olduğunu…
Ben güçlü değilim oğlum,
sadece ayakta kalmaya çalışıyorum.
Omzumda dünya kadar yük olsa da
en çok senin yokluğun eziyor beni.
Çünkü sen bir yük değildin,
sen kalbimin dayanağıydın.
Şimdi dayandığım her yer sensizlik…
ve en ağır yük,
seni taşıyamayacak kadar boş kalan kollarım.
Bazen oturup düşünüyorum oğlum,
insan en çok neye dayanamaz diye…
Meğer insan, sesi olmayan bir yokluğa dayanamazmış.
Ne kızabiliyorum,
ne hesap sorabiliyorum,
ne de “neden” diye bağırabiliyorum.
Senin gidişin cevap bırakmadı bana.
Evin içinde yürürken
ayaklarım değil kalbim sürünüyor.
Bir eşya yerinden oynasa
“geldin mi?” diye irkiliyorum.
Sonra anlıyorum…
Ben hâlâ seni bekliyorum.
Herkes zamanla geçer diyor,
zaman sensiz geçmiyor oğlum,
sadece uzuyor.
Her gün biraz daha ağırlaşıyor içim,
çünkü özlemek alışılan bir şey değil,
derinleşen bir uçurum.
Omuzlarım çökmüş halde yaşıyorum,
ama kimse bilmiyor neden eğik durduğumu.
Ben başımı hayata değil,
sana eğiyorum.
Bir annenin boynu,
evladının yokluğunda böyle bükülür işte.
En ağır yük sensin oğlum…
Çünkü seni toprağa bırakmadım,
kalbimin en derinine gömdüm.
Ve kalp…
taşıyamayacağı bir acıyı
her atışında yeniden hisseder.
Biliyor musun oğlum,
insan bazen yaşamıyor aslında…
sadece nefes alıyor.
Ben de öyleyim.
Kalbim atıyor diye hayattayım sanıyorlar,
oysa kalbim senin adını sayıklamaktan yorulmuş halde.
Gülsem suçluluk,
susarsam yanlış anlaşılıyor.
Kimse bir annenin
evladını kaybettikten sonra
nasıl yaşaması gerektiğini bilmiyor.
Çünkü bunun bir yolu yok.
Bu, öğrenilen bir acı değil,
ömür boyu taşınan bir yara.
Geceleri omzuma çöken şey uyku değil,
senin hayalin.
Küçük bir an,
kısa bir gülüş,
yarım kalan bir cümle…
Hepsi birden çöküyor üstüme.
İşte o an anlıyorum:
Ben seni kaybetmedim,
sen bensiz kaldın.
Omzumda yük çok diyorum ya oğlum,
aslında hepsi taşınır.
Yoksulluk taşınır,
yalnızlık taşınır,
insanların suskunluğu bile taşınır.
Ama bir annenin evladının yokluğunu taşıması
doğaya aykırı.
Ben seni mezara değil,
her gün kalbimin en canlı yerine bırakıyorum.
O yüzden acı geçmiyor.
O yüzden omuzlarım her sabah
biraz daha çökük uyanıyor.
Çünkü sen yokken
hiçbir yük hafif sayılmıyor.
Omuzlarımda binlerce yük var belki,
ama beni yere çökerten hayat değil oğlum…
sensizliğin.
Çünkü diğer acılar taşınır,
senin yokluğun taşınmaz.
Bir anne evladını sırtında değil,
kalbinde taşır.
Ve kalp kırıldığında
dünya ayakta kalsa ne olur…
Ben o günden beri
sadece sensizliğin altında yaşıyorum.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.