İnsan hayatında iki feci olay vardır: biri insanın çok istediği şeyi elde edememesi, diğeri de etmesidir. george bernard shaw
Erdem Öztürk
Erdem Öztürk

Şimdilik buradayız

Yorum

Şimdilik buradayız

( 2 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

41

Okunma

Şimdilik buradayız

"Ben bu şiiri kusarak yazdım."
Didem Madak

Güzel anısına



Bazı sabahlar uyanmak bir hareket değil de bir yoklama gibi oluyor,
gözlerimi açıyorum ama dünyaya değil, önce içimde hâlâ çalışan bir düzen var mı diye bakıyorum,
sanki gece boyunca biri eşyaların yerini azıcık değiştirmiş,
ben de uyanır uyanmaz o değişikliği fark etmezsem gün boyu yanlış odada dolaşacakmışım gibi.

Zaman geçti diyorlar, evet geçti, bunu inkâr edecek değilim,
ama zamanın geçmesiyle bedenin ikna olması aynı şey değil,
takvimler ilerliyor, mevsimler yer değiştiriyor,
beden ise bazı günler hâlâ eski bir uyarıyı ciddiye alıyor,
sanki unutmak değil de temkinli olmak onun asli göreviymiş gibi.

İyiyim kelimesini ağzımda fazla çevirmeden kullanıyorum artık,
çünkü çok bakılan kelimeler aşınıyor,
benim iyiliğim bir ilan değil, bir durum raporu da değil,
daha çok kendi kendine fısıldanan,
“şimdilik buradayız” anlamına gelen kısa bir iç konuşma.

Bazı günler hafifliğim beni şaşırtıyor,
yürürken yerin beni taşıyacağına ikna oluyorum,
nefesim bir yere yetişmeye çalışmıyor,
o günlerde dünya bana fazla geniş değil,
hatta zaman zaman misafirperver bile.

Ama sonra, hiçbir davetiye göndermediğim hâlde,
içimde bir yer eski bir ihtimali masaya bırakıyor,
yüksek sesle konuşmuyor,
sadece bakıyor,
benim bakıp bakmadığımı kontrol eder gibi.

Bu korku dediğim şey bağırmıyor,
kapıyı çarpmıyor,
daha çok gecenin bir yerinde açık unutulmuş bir pencere gibi,
soğuk değil ama huzursuz,
ve sen sabaha kadar neden uyuyamadığını tam olarak anlatamıyorsun.

Bedenimle aramızdaki ilişki eskisi gibi değil,
artık birbirimizi varsaymıyoruz,
her gün yeniden tanışıyoruz,
o bana sınırlarını hatırlatıyor,
ben ona sabrın farklı biçimlerini öğretiyorum.

İçimde tetikte duran bir parça var,
en küçük değişikliği fazla ciddiye alan,
rüzgârın yönünü bile haber sanan,
ama ben onu susturmuyorum artık,
çünkü susturulan şeyler başka yerlerden konuşmayı öğreniyor.

Bazen merdiven çıkarken,
bazen bir sandalyeden kalkarken,
bedenim kısa bir duraksama koyuyor araya,
o duraksamada ben geçmişi değil,
olasılıkları düşünüyorum,
ve bu düşünce beni ürkütse de inkâr etmiyorum.

Aynaya baktığımda yüzüm bana ait,
ama gözlerim sanki bir şey ölçüyor,
güzelliği değil, gücü değil,
dayanma payını,
sessizce sürdürülebilecek bir günün ihtimalini.

Tekrar kelimesini bilerek uzağımda tutuyorum,
çünkü bazı kelimeler çağrıldığında geliyor,
ben gelmesini istemiyorum,
ben sadece ihtimal olarak,
uzak bir rafta durmasını tercih ediyorum.

Bedenim bana her şeyi anlatmıyor,
ama hiçbir şeyi de tamamen saklamıyor,
arada bir küçük işaretler bırakıyor,
ben de onları bir kehanet gibi değil,
bir diyalog başlangıcı gibi okumaya çalışıyorum.

İyiyim mi sorusu artık tek başına bir soru değil,
arkasında uzun bir cümle taşıyor,
“bugün ne kadarını yapabiliyorum,
ne kadarını erteleyebilirim,
ve hangisini kendime borçlu sayabilirim” gibi.

Yorgunluk bazen bana ait değilmiş gibi geliyor,
sanki geçmişten kalmış bir tortu,
zamanla silinecek ama henüz sabrı bitmemiş,
ben de onu kovmak yerine,
yer açmayı öğreniyorum.

Umut kelimesini yüksekten söylemiyorum,
onu küçük tutuyorum,
avucumda saklayabileceğim kadar,
düşürsem kaybolmayacak kadar,
ama karanlıkta yön gösterecek kadar.

Kendime kızmıyorum korktuğum için,
çünkü korku çoğu zaman zayıflık değil,
hayatta kalma içgüdüsünün kısık sesle konuşan hâli,
ve ben artık bağıran şeylere değil,
fısıldayanlara kulak veriyorum.

Bedenime baktığımda şunu görüyorum:
yorulmuş ama vazgeçmemiş,
incinmiş ama dağılmamış,
bazen bana küskün,
ama hâlâ benimle aynı yönde yürümeye razı.

Gelecek dediğimiz şey kapalı bir kapı değil,
ama ardına kadar açık da sayılmaz,
ben kapının önünde duruyorum,
kilidi zorlamadan,
içeriden gelecek sesi dinleyerek.

Artık yüksek sesle iyiyim demiyorum,
ama şunu biliyorum ve bu bilgi bana yetiyor:
buradayım,
her sabah bedenimle yeniden karşılaşıyorum,
ve bu karşılaşma hâlâ mümkün olduğu sürece
hayat bana tamamen sırtını dönmüş sayılmaz.

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Şimdilik buradayız Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Şimdilik buradayız şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Şimdilik buradayız şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
hayatışığı
hayatışığı, @hayatisigi
31.12.2025 16:43:03
5 puan verdi
Beğeniyle okudum güzel şiirinizi..İzmir'li şair Didem Madak , nurlar içinde uyusun çok beğendiğim,şiirlerinden çok etkilendiğim bir şairdir."Ağrı" şiirini tekrar okudum,hatırlattığınız ve andığınız için teşekkürler.Kardeşi Işıl hanımı tanırım,Edebiyat öğretmeni İzmir'de...

Mahir kaleminize saygımla
ve teşekkürümle..

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL