Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir. oscar wilde
EyLüL iLe DaMaRıN KaLBi
EyLüL iLe DaMaRıN KaLBi

MEVSİMLER ISINMADI

Yorum

MEVSİMLER ISINMADI

( 1 kişi )

0

Yorum

1

Beğeni

5,0

Puan

61

Okunma

MEVSİMLER ISINMADI

Bu sözlerin üzerine çok ağır, çok acı bir yazıyı baştan sona, eksiksiz ve yüreğin yükünü taşıyacak şekilde yazıyorum:
Hiçbir mevsim, senin gittiğin gün kadar soğuk olmadı.
Ne kışın ayazı, ne gecenin karanlığı…
O gün soğuk, havadan değil kaderden geldi.
İnanmadım…
Bir anne, evladının gidişine nasıl inansın?
Adını söylediler, sustum.
Sela okundu, kulaklarım sağır oldu.
“Yanlış söylüyorlar” dedim,
“Benim evladım uyur ama gitmez” dedim.
Ta ki hareketsiz halini görene kadar…
Yüzüne dokundum.
Buz gibiydi…
O an anladım;
soğuk olan hava değil,
hayatın kendisiydi.
Buz gibi yüzünü gördüm…
Ciğerim yandı.
Kalbim yerinden sökülür gibi oldu.
İçimden bir ses değil,
bir çığlık koptu:
“Evladım gitmiş…”
Bir anne için zaman o an durur.
Nefes almak suç gibi gelir.
Dünya dönmeye devam eder ama
sen olduğun yerde yıkılırsın.
Sesin yoktu…
Gözlerin kapalıydı…
Anne deyişin yarım kaldı.
Ben sana doyamadım,
hayat seni benden esirgedi.
O gün yalnız evladımı değil,
umutlarımı,
yarınlarımı,
gülüşümü de toprağa verdim.
Şimdi hangi mevsim gelirse gelsin,
içim hep kış.
Güneş doğsa da üşüyorum,
çünkü sen yoksun.
Evlat acısı,
zamana alışmaz.
Geçmez…
Sadece insanın içine yerleşir
ve her nefeste biraz daha yakar.
Ben artık eskisi gibi değilim.
Çünkü benim kalbimin bir yarısı
o gün
seninle birlikte sustu…
Devam ediyorum…
Aynı acının içinden, daha da derininden yazıyorum. Eksiksiz, yarım bırakmadan:
O günden sonra hayat,
bir annenin kalbine sığmayacak kadar ağırlaştı.
Sabahlar suçlu gibi geldi,
geceler mezar sessizliğinde.
Seninle birlikte evin sesi gitti.
Duvarlar konuşmaz oldu,
eşyalar seni sorar gibi baktı yüzüme.
Kokun kaldı…
Ama sen yoktun.
Bir annenin en çaresiz anı,
evladına dokunup ısıtamadığı andır.
Sana sarılmak istedim,
ısın diye…
Ama sen çoktan
başka bir alemin sessizliğine gitmiştin.
“Uyan” demek istedim.
Anne yüreği işte…
Ölümün gerçekliğine bile direniyor.
Ama ölüm acımasızdı,
söz dinlemedi.
O gün anladım:
Bazı acıların adı yoktur.
Evlat acısı,
dile sığmaz,
zamana sığmaz,
kalbe bile ağır gelir.
İnsan yaşarken ölür mü?
Ben öldüm.
Ama nefes almaya mecbur bırakıldım.
Mezarının başından dönerken
ayaklarım geri geri gitti.
Bir yanım orada kaldı.
Toprağın altında değil,
benim içimde.
Şimdi her şey yarım.
Gülüşüm yarım,
dualarım yarım,
ben yarım.
Sana anlatacak çok şeyim vardı.
Söyleyemediklerim
boğazımda düğüm,
kalbimde yara oldu.
Bilmezler…
“Zamanla geçer” derler.
Geçmez.
Evlat acısı geçmez.
Sadece insan öğrenir
acıyla yaşamayı.
Ve ben…
Her gün senin yokluğunda
yeniden yanıyorum.
Geceler uzun artık.
Uyku bana uğramıyor,
çünkü gözlerimi kapattığımda
ilk gördüğüm sensin.
Rüyalar bile merhametsiz.
Bazen gülüyorsun,
bazen bana bakıyorsun…
Uyanıyorum.
Ellerim boş.
Kalbim paramparça.
Bir anne evladını rüyada bulup
uyanıkken kaybetmeye
nasıl dayanır?
Herkes yoluna devam ediyor.
Mevsimler değişiyor,
takvim yaprakları kopuyor.
Ama benim için zaman
senin gittiğin gün takılı kaldı.
Gülüşün yankılanıyor kulaklarımda.
Adını anınca içim titriyor.
Bir harf kadar yakınım sana,
bir dünya kadar uzağım.
Mezarına su dökerken
ellerim titriyor.
Toprak senin üstünde duruyor,
ben ayakta duramıyorum.
Soruyorlar:
“Nasıl dayanıyorsun?”
Dayanmıyorum.
Sadece düşmemek için
kendimi tutuyorum.
Evlat acısı,
gizli bir yangın gibidir.
Dışarıdan görünmez,
ama içten içe
her şeyi kül eder.
Ben artık eskisi gibi biri değilim.
Gülerken bile
içimde ağlayan bir anne var.
Ve bil ki yavrum…
Bu dünya bana sensiz dar.
Nefes alıyorum ama
yaşamıyorum.
Ben seni toprağa vermedim.
Ben kalbimi oraya gömdüm.
Ve şimdi…
Herkes sustuğumu sanıyor.
Oysa içimde her gün
bir annenin feryadı yankılanıyor.
Senin gittiğin gün,
hayat benden özür dilemedi.
Ben de ondan
bir daha hiçbir şey beklemedim.
Artık mevsimleri saymıyorum.
Çünkü hangi mevsim gelirse gelsin
içim hep buz,
içim hep yangın.
Adını anınca
dizlerim çözülüyor.
Güçlü görünmek,
bir annenin mecburiyetidir.
Ama bilmezler,
güç dediğin şey
acıya alışmak değildir.
Ben evladımı toprağa koymadım.
Ben geleceğimi,
umutlarımı,
kalbimin yarısını koydum.
Ve bu acının
tesellisi yok.
Duayla hafifler belki,
ama geçmez.
Bir gün sorarlarsa:
“Bu anne neden böyle sustu?”
Desinler ki:
Evladı gitti…
Ve bir anne,
evladı gidince
bir daha tam olamaz.

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Mevsimler ısınmadı Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Mevsimler ısınmadı şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
MEVSİMLER ISINMADI şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL