2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
155
Okunma
Ben bu hayatta
en çok
kendime geç kaldım.
Herkes bir şey olurken
ben idare etmeyi öğrendim.
Gülmeyi değil,
dayanmayı öğrettiler bana.
İçimde birikenleri
kimse sormadı.
Zaten bu ülkede
kimse gerçekten sormaz,
sadece konuşur.
Ben anlatmadım,
çünkü anlatsam
herkesin düzeni bozulacaktı.
Susmak daha kolaydı,
bedeli ağır olsa da.
Bir gün anladım ki
insan en çok
değer verdiği yerde
küçülüyor.
Sesini kısıyor,
bekliyor,
beklerken kendinden veriyor.
Ben kimseye yük olmadım.
Ama herkes
yükünü bana bıraktı.
İtiraz etmedim.
Alıştım sandılar.
Oysa ben
vazgeçmeyi öğreniyordum.
Kal dedim içimden,
dilim söylemedi.
Git dedim bazen,
kalbim bırakmadı.
İki arada kaldım
ve hep
iki taraftan da eksildim.
Sevmek mi?
Sevmek bende
biraz sabır,
biraz suskunluk,
biraz da
boğazda düğüm oldu.
Kimseye
“beni de anla” demedim.
Çünkü bu hayatta
anlaşılmak
herkese nasip olmuyor.
Bazıları sadece
taşıyor.
Ben güçlü değilim.
Sadece
yıkılacak yer bırakmadılar.
Her yerim doluydu
acıyla,
yorgunlukla,
yarım kalmışlıkla.
Gülüyorsam
alışkanlıktan.
Ayaktaysam
mecburiyetten.
İyiyim diyorsam
konu kapanması için.
Bir gün
herkes gidince
odada kalan sessizliği tanıdım.
İşte o sessizlik
benim gerçek hâlimdi.
Ne bağırdım
ne kırdım.
Ama içimde
çok şey gömdüm.
Toprağı olmayan mezarlar kazdım
kalbimin içine.
Ben kimseye
fazla gelmedim,
eksik geldim.
Ama eksik olanlar
hep daha çok yorulur.
Şimdi dönüp bakınca
anlıyorum:
bazı insanlar
sevilmek için değil,
dayanmak için var.
Ve ben
dayandım.
Hâlâ buradayım.
Ama eskisi gibi değilim.
Çünkü insan
her şeye dayanıyor da
kendine yabancı kalmaya
alışamıyor.
Kadir TURGUT
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.